Kalbimizi söktüler, öldük sanıldı,
Küllere gömdüler, bittik sanıldı.
Zinciri boynumuza kader diye taktılar,
Diz çöker bu millet sanan, dün bugün hep yanıldı
Biz ateşi avuçta taşıyan erlerdeniz
Nardan buza konunca sertleşenleriz
Korkuyla büyümedik ki yasla eğilelim
Bin çağ geçti üstümüzden yine de seferdeyiz
Şimdi iyi dinleyin ey pusular kuranlar
Bir gün mutlaka yıkılır zulümle ayakta duranlar
Ne diyor tarihin değişmeyen kanunu
Boyun eğen yaşar belki, direnen tarih yazar
Bu şiiri yazarken mesele sadece “sert” görünmek değildi… Ben aslında bir hafızayı anlatmaya çalıştım… Çünkü bazı milletler yenilmez… Sadece yorulur, susturulur ve bir şeyler unutturulmaya çalışılır…
“Kalbimizi söktüler öldük sanıldı” derken; yalnız bırakılanları, parçalanan coğrafyaları, birbirinden koparılan kardeşleri ve kuzenleri düşündüm. Ama şunu da biliyorum:Türk’ün kadim hafızası tamamen silinemez.
Bazen aynı bayrak altında olmayabiliriz…
Bazen aynı şehirde, aynı ülkede de olmayabiliriz…
Ama aynı acıya öfkeleniyor, aynı yarayı hissediyorsak ya da hissetmeliyiz; aramızdaki bağ hâlâ yaşıyor demektir…
Bu yüzden bu şiir bir öfke metni değil sadece…
Bir çağrı…
Bir hatırlatma…
Ve belki de birbirine uzak düşmüş kardeşlere ve kuzenlere bırakılmış sessiz bir işaret…
Çünkü ben inanıyorum ki;Türk’ün ruhu yeniden ayağa kalkarsa, sadece insanlar değil… çağ değişir…
“Boyun eğen yaşar belki…Direnen tarih yazar.”

Yorum bırakın