Tarafsızlık Diye Bir Şey Var mı, Yoksa Sadece Daha Zeki Bir Taraf Tutma Biçimi mi?

Zeki insan, sana bir şey sorarak başlayacağım. Hazır mısın? Yani ,gerçekten hazır mısın? Çünkü bu yazımı cevap vermek için değil, soru üretmek için kaleme aldım.

Bir insan “Ben tarafsızım” dediğinde ne olur? Gerçekten tarafsız mı olur, yoksa sadece tarafını söylememeyi mi tercih eder? Peki tarafsızlık bir ahlak mıdır, yoksa bir konumlanma tekniği mi?

Asıl soru şu: Tarafsızlık kimin işine yarar?

Bak, sakin sakin gidelim. Taraf olanlar bağırır. Taraf olanlar kavga eder. Taraf olanlar bedel öder. Peki bedel ödemeyenler kimlerdir? Hiç slogan atmadan sonuç üretenler kimlerdir? Hiç görünmeden yön verenler nasıl olur da hep kazanır?

Burada bir tanım yapmam gerekiyor, çünkü zeki insan tanımsız düşünmez: Tarafsızlık; gücün, sahibini ifşa etmeden kullanılmasıdır. Ne pankart taşır, ne bayrak açar. Ama masanın yerini, sandalyenin yönünü ve ışığın açısını belirler.

Şimdi soruyorum: Eğer tarafsızlık bu kadar masumsa, neden bu kadar etkilidir? Neden kimseyi ikna etmeye çalışmaz ama herkes ikna olur? Neden emir vermez ama herkes aynı yönde hareket eder?

Hiç fark ettin mi? Her kriz anında aynı uzmanlar konuşur. Aynı kelimeler kullanılır. Aynı çerçeveler çizilir. Bu ortak akıl mı, yoksa ortak sınır mı?

Bir soru daha: Eğer herkes aynı soruları soruyorsa, kim farklı düşünebilir? Eğer tartışmanın başlığı önceden belliyse, sonuç ne kadar özgür olabilir? Eğer sana sadece seçmen gereken şıklar sunuluyorsa, gerçekten seçen sen misin?

Burada ikinci tanımı yapıyorum, dikkat et! Kognitif çerçeveleme, bireyin ne düşüneceğini değil, neyin düşünülebilir olduğunu belirleme sanatıdır.

Şimdi mizah zamanı, çünkü gerçek bazen gülünçtür: Tarafsız olduğunu söyleyenler genelde “denge” kelimesini çok sever. Peki dengeyi kim kurar? Teraziyi kim yapar? Ayar vidası kimin elindedir?

Zeki insan, sana şunu soruyorum: Hiç tarafsız kalıp da kaybeden gördün mü? Hiç “ben sadece izledim” deyip de sonuçtan sorumlu tutulan bir güç oldu mu?

Bak, önemli bir noktaya geldik. Tarafsızlık sana baskı uygulamaz. Çünkü baskı direnç üretir. Tarafsızlık sana makul görünür. Çünkü makullük itirazı boğar.

Şimdi üçüncü tanım gelsin:

Makullük, sistemin kendini sorgulatmadan kabul ettirme biçimidir.

Soru yağmuruna devam ediyorum, kaçma: Bir görüş “uç” ilan ediliyorsa, buna karar veren kim? Bir fikir “aşırı” bulunuyorsa, ölçüyü kim belirliyor? Normal dediğimiz şey, gerçekten normal mi, yoksa alıştırılmış mı?

Zeki insan, açık konuşuyorum. Bu yazıyı yazarken kimseyi hedef almadım. Çünkü asıl güç hedef olmaz. Asıl güç çerçeve olur.

Son bir mizah dokunuşu: Tarafsız uzmanlar her şeyi önceden bilir. Ama nedense hiçbir şeyi önceden engellemez. Bu bir çelişki mi, yoksa rol tanımı mı?

Ve artık sona geliyoruz ama zihnin yeni başlasın istiyorum. Son soruları bırakıyorum;

Eğer tarafsızlık bu kadar erdemliyse, neden hep yönetenlerin elindedir? Eğer bu kadar adilse, neden hep yukarıdan konuşur? Eğer gerçekten gerçeğin tarafındaysa, neden hiç risk almaz?

Bitirirken sana bir cevap vermeyeceğim. Çünkü cevap seni rahatlatır. Ben seni rahatlatmak istemiyorum.Sadece şunu düşün zeki insan;

Taraf olanlar savaşır. Tarafsız görünenler yönetir. Peki ya soruları fark edenler? İşte onlar…. Oyunu bozanlardır.

Gürkan Karaçam

#taraf #tarafsız #oyun #gerçek

Yorumlar

Yorum bırakın