SÜPER GÜCÜN EŞİĞİNDE BİR DEVLET: TÜRKİYE

Büyük medeniyetler bir gecede kurulmaz. Bazen bir uyanış, bazen bir direniş, bazen de bir silkinişle tarih yeniden yazılır. Bugün Türkiye, tam da böyle bir eşikte duruyor: Süper güç olma eşiği.

Evet, ekonomik zorluklar yaşıyoruz. Raflardaki fiyatlarla cüzdan arasındaki mesafe açıldı. Ancak bu sancının kaynağını doğru okumak gerek: Dünya hâlâ Amerikan dolarının tahakkümünde eziliyor. Küresel sermaye, dolar üzerinden kurduğu finansal pranga ile sadece Türkiye’yi değil, gelişmekte olan tüm ülkeleri dizlerinin üstünde tutmak istiyor. Fakat unuttukları bir şey var: Türk milleti, diz çökerse sadece dua için çöker.

Enerji savaşlarının tam ortasında olan dünyada, Türkiye oyunu sadece okumuyor, artık yazıyor. Akkuyu Nükleer Santrali ile enerji bağımsızlığı yolunda dev bir adım atıldı. Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz rezerviyle Türkiye, enerjide “tüketen değil yön veren” ülke olma yoluna girdi. Türk Akımı projesiyle Avrupa’nın enerji güvenliğinde kilit aktör haline geldi.

Enerjide kontrolü ele alan, geleceği de kontrol eder.

Dış politikada zaman zaman sarsıntılar yaşanmış olabilir, evet. Ancak diplomasi, satranç gibidir. Bazen bir taş feda edilir ama nihai hedef şah mat yapmaktır. Bugün; Libya’dan Kafkaslara, Balkanlar’dan Afrika’ya kadar Türkiye’nin sözü yankı buluyorsa, bu kararlı adımların neticesidir. Cumhuriyet tarihinin en etkin dış politika mücadelesi yürütülmektedir. Eskiden bizi dışlayan masalar vardı, şimdi biz masa kuruyoruz.

Ve gelelim asıl gurur kaynağımıza: Milli Savunma Sanayii.

Bir zamanlar uçak yapmayı bile hayal etmek” yasakken, bugün Bayraktar TB2 ve Akıncı göklerde dalgalanıyor. Kızılelma ile insansız savaş uçağında çağ atladık. TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Milli muharip uçağımız KAAN göğe selam durdu. SİPER Hava Savunma Sistemi ile artık gökyüzünü başkalarına emanet etmiyoruz.

Gökyüzü bizimse, yeryüzü zaten bizimdir.

İçeride parçalanmışlık yaşanırken bile, dışarıda bu denli güçlü bir duruş sergileyebilmek kolay iş değildir. Bu, milletin bileğini değil, yüreğini kıramayanların anlayamayacağı bir şeydir.

Tarih, dönüm noktalarını fark edemeyenler için sadece tekrar eder. Ama biz farkındayız. Çünkü artık bu topraklarda sadece geçmişin hatıraları değil, geleceğin temelleri de atılıyor.Ya bu çağda sözümüz geçecek, ya da bu çağ başkasının olacak. Biz susarsak tarih susar, biz yürürsek tarih ayağa kalkar.

Sonuç itibariyle…

Türkiye kritik bir dönemdedir. Kırılma anındayız. Ya süper güç olacağız, ya da başkalarının senaryolarında figüran kalacağız. Ancak bir gerçek var: Bu millet figüran olmayı hiçbir zaman kabul etmedi. Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, bugün de ayağa kalkıyoruz. Mazlumun duasını, şehidin kanını, al bayrağın gölgesini sırtlanan bir millet düşmez; düşse de kalkar.Türkiye düşmedi, kalktı… Şimdi yükselme vaktidir.

Ve unutulmasın!

Bir milletin yükselişi, önce kendi çocuklarının gözlerindeki ışıktan başlar. Bugün o ışık gözlerimizde parlıyor.

Gürkan KARAÇAM

#süpergüçtürkiye

Yorumlar

Yorum bırakın