Dünya Değişirken Türkiye Nereye Yerleşiyor?

ABD Sonrası Güvenlik Dengesi Değişirse Türkiye Yeni Merkez Olabilir mi?

Dünya siyasetinde bazen büyük dönüşümler gürültüyle değil, sessiz işaretlerle başlar ve elbette bir gün de haritalar değişmez, değişmesine gerek de yoktur zaten… ama güç merkezleri yer değiştirir.

Sizce son yıllarda yaşanan tam olarak bu olabilir mi? Küresel sermayenin temsilcileri neden art arda Türkiye’ye geliyor? Uluslararası fon yöneticileri neden Ankara ve İstanbul’da temas kuruyor? Bu sadece ekonomik bir ilgi mi, yoksa yeni bir jeopolitik eksenin ilk işaretleri mi? Düşünüyorum da… Bir ülkenin stratejik değeri sadece ordusuyla mı ölçülür, yoksa dünyanın akış yollarına ne kadar yakın durduğuyla mı?

Güç Haritası Değişiyor mu? Yoksa Biz Kurulmak Üzere Olan Yeni Bir Düzeni mi İzliyoruz?

Tarih susmaz konuşur ve der ki; Bir güç yükselirken önce ticaret yolları değişir. Ardından üretim merkezleri kayar ve son olarak güvenlik ittifakları yeniden şekillenir. Ne dersiniz bugün dünyada yaşanan süreç tam olarak buna benzemiyor mu?

20. yüzyıl boyunca küresel güvenlik mimarisinin omurgası NATO oldu ve bu yapının merkezinde ise doğal olarak Amerika Birleşik Devletleri yer aldı fakat yeni yüzyılın en büyük sorusu belki de şudur: ABD küresel güvenlik yükünü aynı şekilde taşımaya devam edecek mi ya da edebilecek mi? Ve eğer ABD bu yükün altında kalırsa ya da dünya ABD’yi etiketlerse, ittifakların merkezi değişebilir mi?

Türkiye Neden Yeniden Stratejik Bir Ülke Olarak Görülüyor?

Son yıllarda dünya ekonomisinin dikkatle baktığı ülkelerden biri Türkiye oldu, oluyor bu gerçek ve bu ilginin arkasında sadece ekonomik fırsatlar yok, ki bu da gerçek. Türkiye aynı anda üç büyük jeopolitik alanın kesişiminde duruyor: Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Asya’nın kapısı… Ve tabi bu durum Türkiye’yi sıradan bir ülke olmaktan çıkarıp geçiş merkezi haline getiriyor, ki bu da tamam. Şimdi sorum şu; Bir ülke hem enerji hatlarının kavşağında duruyorsa, hem ticaret yollarının ortasındaysa, hem de askeri olarak güçlü bir konumdaysa… Bu ülke sadece bir bölgesel aktör olarak mı kalır? Yoksa zamanla yeni bir güç merkezine mi dönüşür?

Siz küresel ekonominin patronları olsaydınız nasıl bir tercih yapardınız? Kime nereye kadar yatırım yapardınız? Ve Çin ile hiç şansınız olmadığını biliyorsanız bir de…

ABD NATO’da Zayıflarsa Yeni Lider Kim Olur?

Bugün NATO içinde en büyük askeri kapasiteye sahip ülkelerden biri Türkiye’dir. Ordunun büyüklüğü, coğrafi konum ve operasyon kabiliyeti Türkiye’yi ittifak içinde özel bir noktaya taşır. Evet bunları bilmeyen yok fakat liderlik sadece askeri güçle mi belirlenir? Yoksa ekonomik ağırlık ve diplomatik etki de aynı derecede önemli midir?

Gelelim konuşulanlara; eğer ABD’nin rolü azalırsa ittifak içinde üç ülkenin öne çıkabileceği konuşuluyor: Türkiye, Fransa ve Birleşik Krallık. Fakat burada dikkat çekici bir fark vardır. Fransa ve İngiltere Atlantik merkezlidir. Türkiye ise Avrasya’nın tam ortasında durur. İşte bakın asıl sorum şu; Yeni yüzyıl Atlantik’in değil Avrasya’nın yüzyılı olursa, coğrafya liderliği yeniden tanımlar mı?

Türk Dünyası Yeni Güvenlik Denklemine Girebilir mi?

Bugün Türk dünyasının görece siyasi iş birliği yapısı Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında toplanmaya çalışıyor ve hepimiz biliyoruz ki bu yapı henüz askeri bir ittifak değildir. Ancak ekonomik ve kültürel bağlar giderek güçleniyor bu da net. İşte sorum; Ekonomik ve siyasi yakınlaşma zamanla güvenlik iş birliğine dönüşebilir mi? Bakın, tamam biliyorum bu sorunun cevabı öyle kolay değil çünkü Orta Asya ülkeleri hâlâ dengeli bir politika yürütüyor ve Rusya ile Çin arasındaki hassas dengeyi gözetiyor. Fakat tarih ne fısıldıyor; Ekonomik bağların güçlendiği yerde güvenlik bağları da çoğu zaman gecikmez.

Asıl Soru Belki de Şudur

Şimdi şunu netleştirelim bugün dünya gerçekten yeni bir güç düzenine mi giriyor? Yoksa biz geçici bir jeopolitik dalgalanmayı abartıyor muyuz? Bu çok ama çok önemli bir soruydu bir kenarda dursun.

Ya abartmıyorsak!

İşte bu durumda eşik sorusu şu; Türkiye bu değişen dünyada sadece stratejik bir köprü mü olacak? Yoksa yeni güç mimarisinin kurucu ülkelerinden biri mi?

Katılırsınız katılmazsınız bilemem ama tarih konuşmayı sever ve der ki; büyük dönüşümler çoğu zaman savaşların başladığı günlerde değil, dünyanın akış yollarının yön değiştirdiği anlarda başlar ve sormadan edemeyeceğim bugün yaşadığımız süreç de böyle bir dönüm noktası olabilir mi?

Ve biliyoruz ki haritalar değişmeden de güç dengeleri değişebilir ve eğer değişiyorsa veya bu an meselesiyse en can alıcı sorum şu; Türkiye bu yeni hikâyede hangi sayfada yer alacak ya da almalı?

Yorumlar

Yorum bırakın