Türkiye İran’ı Biliyor… Peki Neden Hâlâ Konuşmuyor? Yoksa Şimdi Sırası Değil mi?

1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, yalnız bir sınır çizmedi; iki büyük devlet geleneğine bir denge aklı bıraktı. Osmanlı ile Safevi dünyası uzun savaşların ardından şunu kabul etmişti: rekabet olabilir, fakat komşuluk düzeni bozulmamalıdır. Türkiye bu tarihi hafızayı hiç kaybetmedi. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Son yirmi yılda Ortadoğu’da kurulan vekil güç hatları dikkatle izlendi. Irak’tan Suriye’ye, Suriye’den Lübnan’a uzanan milis ağlarının nasıl büyüdüğü görüldü. Bölgesel nüfuz için kurulan bu jeopolitik çember Ankara’nın devlet hafızasına kaydedildi. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Suriye savaşında sahada iki farklı strateji yürüdü. Türkiye sınır güvenliğini ve bölgesel istikrarı önceledi; İran ise Beşşar Esad yönetiminin en güçlü destekçilerinden biri oldu. Aynı coğrafyada farklı gelecek tasavvurları ortaya çıktı. Türkiye bu tabloyu not etti. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Kuzey Irak’ta Türkiye terörle mücadele yürütürken bazı milis yapıların Ankara’ya karşı sert söylemler geliştirdiği görüldü. Bölgedeki vekil dengeleri ve nüfuz rekabeti dikkatle izlendi. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Türkiye’de zaman zaman güvenlik soruşturmalarına konu olan olaylarda İran bağlantılı olduğu iddia edilen faaliyetler gündeme geldi. Muhaliflere yönelik kaçırma girişimleri ve suikast planı iddiaları güvenlik birimleri tarafından araştırıldı. Bu gelişmeler devlet hafızasına kaydedildi. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Bazı güvenlik analizlerinde, istihbarat faaliyetlerinde “bal tuzağı” gibi yöntemlerin kullanılabildiğine dair iddialar da tartışıldı. Hatta geçici evlilik veya benzeri ilişkilerin operasyonel araç olarak kullanılmaya çalışıldığı yönünde yorumlar yapıldı. Türkiye bu tür iddiaları da dikkatle not etti. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Anlatı savaşlarında Türkiye’ye yöneltilen mezhep merkezli ithamlar da duyuldu. Bölgesel rekabetin zaman zaman mezhep diliyle yürütülmeye çalışıldığı görüldü. Türkiye bu söylemlerin kaynağını ve amacını dikkatle izledi. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Türkiye bütün bunlara rağmen diplomasi kapılarını kapatmadı. Bölgesel gerilimleri büyütmek yerine denge kurmaya çalıştı. Çünkü köklü devletler yalnız gücü değil sabrı da stratejinin parçası sayar. Türkiye biliyor… ama şimdi sırası değil.

Kasr-ı Şirin’in ruhu bir anlamda da şunu söyler: sınırlar yalnız haritada çizilmez, devlet hafızasında da korunur. Türkiye bu hafızayı taşıyan bir devlettir. Ve devlet hafızası olan ülkeler her dosyayı aynı gün açmaz ve evet Türkiye çok daha fazlasını biliyor ama şimdi sırası değil…

Umulur ki İran artık derslerini almış olsun. Çünkü Türkiye biliyor… ve bazen gerçekten sırası gelir ama şimdi sırası değil…

Jeopolitik Analiz
Türkiye Dış Politikası
Ortadoğu Stratejileri
Küresel Güç Mücadelesi
Strateji ve Devlet Aklı

Yorumlar

Yorum bırakın