Rusya–İsrail Stratejik Müttefik Yalanı Kime Hizmet Ediyor?

Bir Anlatı Savaşı mı İzliyoruz?

Uluslararası ilişkilerde bazen gerçeklerden daha hızlı yayılan şey olayların kendisi değil, olaylara yüklenen anlamlardır. Örneğin bir kavram dolaşıma girer. O kavram tekrar edilir. Tekrar edildikçe zihinlerde yer eder ve bir süre sonra sorgulanmadan kabul edilen bir “gerçek” gibi davranılmaya başlanır.

Son dönemde sıkça duyduğumuz şu cümle de tam olarak böyle bir anlatının ürünüdür: Rusya ile İsrail aslında stratejik müttefiktir. Peki gerçekten öyle mi? Yoksa bu söylem, farkında olmadan başka bir stratejik amaca mı hizmet ediyor?

Bu sorunun cevabı yalnızca jeopolitik bir mesele değildir. Aynı zamanda zihinsel egemenlik meselesidir çünkü bazen savaşlar cephelerde değil, kavramların içinde kazanılır. Anlayacağınız dünyayı yönetenler önce haritalarla değil, kavramlarla oynar.

Stratejik Müttefik Nedir?

Önce kavramın kendisini doğru yere oturtalım. Uluslararası ilişkiler literatüründe stratejik müttefiklik, yalnızca diplomatik yakınlık değildir. Çok daha somut unsurlara dayanır. Uzatmayayım; bir ilişkinin stratejik müttefiklik sayılabilmesi için genellikle şu unsurlar gerekir: Uzun vadeli güvenlik ortaklığı, karşılıklı askeri savunma taahhüdü, ortak stratejik tehdit algısı, kurumsallaşmış askeri işbirliği ve ortak operasyonel planlama…

Devletlerin kendi tanımlarına baktığımızda da benzer bir çerçeve görürüz. Stratejik müttefiklik; ortak güvenlik mimarisi kuran, kriz anında birbirinin yanında yer alacağını açıkça beyan eden ve askeri işbirliğini kurumsallaştıran devletler arasındaki ilişkidir.

Başka bir ifadeyle: Stratejik müttefiklik, zor zamanlarda kimin yanında duracağını önceden ilan etmektir. Bu nedenle dünyada gerçek stratejik ittifaklar sınırlıdır.

Örneğin: ABD ile İsrail arasındaki ilişki bu kategoride değerlendirilir. Ayrıca ABD ile bazı NATO ülkeleri arasındaki ilişkiler de bu kapsamdadır ve bu ilişkilerde savunma işbirliği açık, kurumsal ve uzun vadelidir.

Rusya ile İsrail Arasında Böyle Bir İttifak Var mı?

Kısa ve net cevap: Hayır. Rusya ile İsrail arasında; karşılıklı savunma anlaşması yok, ortak askeri ittifak yok, ortak tehdit doktrini yok, ortak operasyon planlaması yok ve bu nedenle bu ilişkiyi stratejik müttefiklik olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru değildir.

Peki o zaman neden böyle bir söylem dolaşıma sokuluyor? Ve asıl kritik soru şu… “Rusya–İsrail Stratejik Müttefik” Söylemi Kime Hizmet Eder?

Jeopolitikte bazen anlatılar gerçeklerden bağımsız olarak dolaşıma sokulur çünkü anlatılar, algı üretir. Algı ise güç üretir. Kanımca bu söylemin dolaşıma girmesi birkaç stratejik sonuca yol açabilir.

İsrail’i Küresel Güçlerle Aynı Blokta Gösterme Stratejisi

Eğer sürekli gömülü olarak şu mesaj verilirse: “İsrail yalnız değil. Rusya bile İsrail ile aynı çizgide.” Bu, İsrail’in küresel konumunu psikolojik olarak güçlendirir ve neticede bir ülkenin gücü yalnızca askeri kapasitesiyle değil, algılanan ittifak ağıyla da ölçülür. Bu nedenle bazen ittifakların kendisi kadar ittifak anlatıları da stratejik araçtır.

Diyebilirim ki; Jeopolitikte güç yalnızca tanklardan değil, zihinlerde kurulan denklemlerden de doğar.

Rusya’nın Ortadoğu Stratejisini Basitleştirmek

Aslında Rusya’nın Ortadoğu politikası oldukça karmaşıktır. Rusya aynı anda: İran ile işbirliği yapar, İsrail ile doğrudan çatışmaktan kaçınır ve Türkiye ile de sahada koordinasyon kurar. Hâsılı bu politika denge stratejisidir ancak bu karmaşık dengeyi “Rusya–İsrail ittifakı” gibi basit bir anlatıya indirgemek, bölgesel stratejiyi yanlış okumaya yol açar.

Algı Savaşlarında Yeni Bir Cephe Açmak

Uluslararası siyasette artık klasik savaşların yanında bir de kognitif savaş vardır ve bu savaşın amacı: rakibin düşünme biçimini etkilemek, kavramlarını dönüştürmek ve zihinsel referanslarını değiştirmektir.

Ben buna hedef ülke ya da ülkeleri kognitif hegemonya altına alma diyorum çünkü dünyayı yalnızca güç dengeleri değil, zihinsel mimariler de şekillendiriyor.

Eğer bir toplum sürekli belirli kavramlarla düşünmeye yönlendirilirse, bir süre sonra o kavramların içindeki varsayımları da kabul eder. Yani; Bir kavramı kabul ettiğinizde, o kavramın içindeki dünyayı da kabul etmiş olursunuz.

Gerçekte Olan Ne?

Rusya ile İsrail arasında olan şey stratejik müttefiklik değil, pragmatik koordinasyondur. Yani iki taraf da doğrudan çatışmanın maliyetini bildiği için belirli alanlarda temkinli davranır. Bu ilişki; sınırlı koordinasyon, karşılıklı risk yönetimi ve bölgesel denge arayışı üzerine kuruludur fakat bu durum, iki ülkeyi stratejik müttefik yapmaz.

Zihinsel Egemenlik Neden Önemlidir?

Bir milletin askeri gücü kadar önemli bir başka gücü daha vardır: zihinsel egemenliği.

Eğer bir toplum olayları başkalarının ürettiği kavramlarla analiz ediyorsa, o toplum farkında olmadan başkasının zihinsel haritasında hareket eder. İşte tam da bu yüzden kendi kavramlarımızı üretmek, kendi analiz dilimizi kurmak zorundayız.

Neden mi? Çünkü: Başkalarının kavramlarıyla düşünenler, sonunda başkalarının stratejilerine hizmet eder.

Peki Asıl Soru Nedir?

Rusya ile İsrail arasındaki ilişkiyi doğru anlamak için sorulması gereken asıl soru şudur: Gerçek ittifaklar mı konuşuluyor, yoksa ittifak anlatıları mı üretiliyor?

Hep dediğim gibi; bazen jeopolitikte en güçlü silahlar: füzeler değil, zihinlere yerleştirilen cümlelerdir ve bu nedenle şunu asla unutmamak gerekir: Savaş meydanlarında kaybedilen bir ülke yeniden kurulabilir; ama zihinlerde kaybedilen bir egemenlik çok daha zor geri alınır.

Bu arada son bir cümleyle bitirmek istiyorum ; Koordinasyonu müttefiklik sanmak, jeopolitiği manşetlerden okumaktır.

Jeopolitik Analiz
Kognitif Savaş ve Zihinsel Egemenlik
Uluslararası İlişkiler
Ortadoğu Stratejileri
Küresel Güç Mücadelesi

Yorumlar

Yorum bırakın