Bir problemle karşılaşıldığında özgün çözümler üretebilen zihinler, bilgisi çok olanlardan değil; hayal gücü serbest olanlardan çıkar. Bu yüzden ezberci eğitimin karşıtı, daha fazla bilgi öğretmek değil; hayali besleyebilen bir düşünme iklimi kurmaktır. Çünkü çözüm, hafızanın değil; tahayyülün ürünüdür.
“Bilgi hatırlar; hayal kurar.”
Ezberci eğitim, sanıldığı gibi sözel bilgilerin hafızaya yerleştirilmesi değildir. Ezberci eğitim, karşılaşılan problemlerin önceden öğrenilmiş çözüm yollarıyla çözülmesini öğretmektir. Öğrenciye yöntem verilir; yöntem sorgulanmaz. Çözüm öğretilir; çözümün doğduğu zihinsel süreç gizlenir. Böylece akıl, üretmeyi değil tekrar etmeyi öğrenir.
“Ezber, aklı başkasının düşüncesine kiralar.”
Bu yüzden ezberci eğitim, hayal gücünü sessizce sınırlar. Çünkü hayal eden zihin, yöntemi kutsamaz. “Neden böyle?”, “Başka nasıl olabilir?”, “Bu soruyu tersinden sorsak ne olur?” gibi sorular, ezberin düşmanıdır. Hayal gücü devreye girdiğinde, çözüm tekil olmaktan çıkar; olasılıklar çoğalır.
“Özgün çözüm, çoğul ihtimallerin içinden doğar.”
Matematikte bir parabolün tepe noktası öğretilir. Yöntem nettir, sonuç bellidir. Öğrenci benzer soruyla karşılaştığında aynı adımları izler ve doğru cevaba ulaşır. Ama kendisine şu kapı açılmamıştır: “Bu problemi ve çözümünü başka nasıl hayal edebilirdin?” İşte ezberci eğitim bu ve benzeri sorularla boşa çıkar. Çünkü hayal gücü devreye alınmıştır.
“Ezberci eğitimle aynı yolu bilenler çoğalır; yeni yol açanlar azalır.”
Oysa ezberci eğitimin dışına çıkmak, öğrencinin hayal gücüne hareket serbestliği tanımakla mümkündür. Karşılaştığı herhangi bir problemde, öğretilmiş çözümlerin dışında ; farklı yöntemleri gerekçelendirebilmesi; hatta yanlış ama tutarlı denemeler yapabilmesi gerekir. Bu serbestlik sağlanmadan özgün çözüm beklemek, susuz topraktan ürün istemektir.
“Hayali beslenmeyen zihin, çözüm üretemez.”
Hayal gücü, başıboşluk değildir. Hayal gücü, zihnin olasılık üretme yeteneğidir. Bu yetenek beslenmezse, öğrenci yalnızca olanı görür; olabilecek olanı düşünemez. Ezberci eğitim tam da bunu yapar: Olanı öğretir, olabileceği unutturur.
“Gelişme, mevcut olanın içinde değil; mümkün olanın eşiğinde başlar.”
Bu zihinsel kalıp yalnızca okulda kalmaz. Hukukta, siyasette, sağlıkta ve ekonomide de aynı refleks tekrar eder. Yeni sorunlar çıkar, ama eski yöntemler uygulanır. Sonuç alınamaz. Ardından aynı yöntemler yeniden paketlenir, yeni diye sunulur. Değişen bir şey olmaz. Çünkü hayal gücü yine devreye girmemiştir.
“Sorunlar değişirken hayal değişmezse sonuç da değişmez.”
Ezberci eğitimin karşısına konulması gereken şey, bilgi yığılması değil; hayal gücü mimarisidir. Öğrencinin zihnine sınır çizmek yerine, zihnine alan açan bir eğitim anlayışı… Özgün sorular sorabilen, soruyu yeniden kurabilen, alışılmışın dışında düşünebilen bireyler yetiştirilmeden hiçbir alanda sıçrama yaşanamaz.
“Toplumlar, ezberi bıraktıkları gün ilerler.”
Eğer gerçekten ilerlemek istiyorsak, çocuklarımıza doğru cevapları değil; hayal edilebilir ihtimalleri düşünebilecek özgür ortamlar bırakmalıyız. Çünkü geleceği kuranlar, en hızlı çözenler değil; en özgür düşünebilenlerdir.
Ve nihayet şunu kabul etmek gerekir: Eğitim, bilgi aktarma işi değildir. Eğitim, hayali besleyerek çözüm üretebilen akıl inşa etme sanatıdır. Bu sanat kaybolduğunda, geriye yalnızca ezber kalır; ezberin olduğu yerde ise ilerleme değil, tekrar vardır.
Gürkan KARAÇAM

Yorum bırakın