İnsanlık uzun zamandır konuşuyor ama yön, hâlâ sessizliğin içinden çıkan tek bir cümleyle değişiyor. Gürültünün arttığı her çağda, belirleyici olan daha çok şey söyleyenler değil; neyi söylemeye gerek olmadığını bilenler olmuştur.
TEK CÜMLELİK DÜŞÜNÜR, sözü kısaltan biri değildir. O, düşünceyi yoğunlaştıran kişidir çünkü her düşünce anlatılmak için değil, doğru yerde durdurulmak için vardır. Bu bir aforizma meselesi değildir. Aforizma zekâyı sergiler. Tek cümle ise zekâyı yerine yerleştirir. Biri etkiler, diğeri yön verir.
Bilgi çağında yaşadığımız söylenir. Oysa yaşadığımız şey bilgi fazlalığıdır ve fazlalık, anlamı boğan en sessiz tehdittir. Bu yüzden bugün güç, bilgi üretmekte değil; anlamı ayıklayabilmekte ve yerine göre yeniden inşa edebilmekte saklıdır.
TEK CÜMLELİK DÜŞÜNÜR açıklamaz. Açıklamak, zihni rahatlatır ama rahatlayan zihin ilerleyemez. O ise bir çerçeve kurar ve geri çekilir çünkü iyi bir cümle, okuru ikna etmez; onu kendi zihniyle baş başa bırakır.
Uzun anlatılar ikna etmeye çalışır. Tek cümle ise sorumluluk yükler. “Böyle düşün” demez. “Buradan bak” der ve insan baktığı yeri değiştirdiğinde, artık aynı noktada duramaz.
Hakiki cümle akmaz. Kaygan değildir. Tutunacak yer de bırakmaz. Bir anda zihnin ortasında belirir ve orayı kalıcı bir kesit hâline getirir. Scroll’u değil, zihni kesmesinin nedeni budur. Bu yüzden TEK CÜMLELİK DÜŞÜNÜR herkes için değildir.
Derinlik, çoğunlukla anlaşma yapmaz ama doğru kişiye ulaştığında, tek bir cümle yıllarca taşınacak bir iç sese dönüşür. Paylaşım unutulur, cümle kalır çünkü bazı sözler hatırlanmaz; kişiliğin bir parçası hâline gelir.
Bugün çok konuşan var ama az düşünen de çok. Gerçek düşünce, kelime sayısıyla ölçülmez. Bir fikrin gücü, ne kadar sürdüğünde değil; ne kadar yön değiştirdiğinde anlaşılır.
TEK CÜMLELİK DÜŞÜNÜR, düşünceyi uzatmaz. Onu ait olduğu yere yerleştirir ve bazen bir cümle, bir ömürlük zihinsel düzenin başlangıcı olur.
Ve evet; her çağın bir anlatısı vardır ama her çağın kaderini, tek bir doğru cümle belirler.
Gürkan KARAÇAM

Yorum bırakın