ABD BÖLÜNECEK: ÇÜNKÜ DEVLETLER HARİTAYLA DEĞİL, ORTAK AKILLA AYAKTA DURUR

Bir devletin bölünmesi, bayrakların indirilmesiyle değil; aynı bayrağın altında farklı gerçekliklerin normalleşmesiyle başlar. Bugün ABD’de olan tam olarak budur. Henüz kimse ayrılık ilan etmiyor, çünkü buna gerek kalmadı. Zira ayrılık artık bir karar değil, bir sonuçtur. Önce ortak akıl çözülür, sonra ortak hukuk aşınır, en sonunda da ortak gelecek fikri buharlaşır.

Devlet dediğimiz yapı, sandıkla değil meşruiyetle yaşar. Seçimler yapılabilir, kazananlar açıklanabilir; ama eğer kazananın meşruiyeti toplumun tamamında karşılık bulmuyorsa, sandık devlet üretmez, sadece iktidar üretir. İktidar vardır ama devlet zayıflar. ABD’de bugün yaşanan kriz, kimin kazandığı değil; kazananın kime göre meşru olduğudur. Bu soru her tekrarlandığında, merkezî otorite biraz daha soyutlaşır.

Meşruiyet aşındığında hukuk da yekpare kalamaz. Aynı anayasa metninin farklı eyaletlerde farklı sonuçlar doğurması, teknik bir yorum farkı değildir; hukukun coğrafyaya göre bölünmesidir. Yasa aynıyken uygulama ayrışıyorsa, ortada hukuki birlik değil, fiilî çoğulluk vardır. Devlet kâğıt üzerinde tektir; ama hayatta birden fazladır.

Hukuk parçalandığında sıradaki kırılma hakikatte yaşanır. Ortak gerçeklik çöktüğü anda, ortak siyaset imkânsızlaşır. Medya, akademi, teknoloji platformları ve yerel yönetimler farklı doğrular üretmeye başladığında, merkez artık hakem olamaz. Hakemliğini kaybeden devlet, taraflardan birine dönüşür. Bu noktadan sonra insanlar “devlet ne diyor?” diye sormaz; “bizim taraf neye inanıyor?” diye sorar. Devlet konuşur ama dinlenmez.

Hakikat ayrıştığında ekonomi ve güvenlik de merkezden kopar. Enerji, limanlar, teknoloji kümeleri ve tarım havzaları kendi önceliklerini korumaya yönelir. Kriz anlarında merkez herkesi aynı anda koruyamaz; bu yüzden bölgeler kendi reflekslerini geliştirir. Vergi, teşvik, kolluk ve göç uygulamaları yerel akla göre şekillenmeye başlar. Ayrılık ilan edilmez; ama ayrı devlet pratikleri oluşur. Bu sürecin en tehlikeli yanı, gürültüsüz ilerlemesidir. Merkez sertleşerek değil, alan bırakarak zayıflar. “Yerel takdir”, “istisnai uygulama”, “bölgesel ihtiyaç” dili yaygınlaştıkça birlik korunuyor gibi görünür; oysa yetki sessizce el değiştirir. Bölünmeler çoğu zaman bağırarak değil, nezaketle olur.

Son aşamada tablo nettir: Savunma, para ve dış politika merkezde tutulur; çünkü bunlar kopuşun maliyetini yükseltir. Eğitim, sağlık, kültür, kamu güvenliği ve vergi mimarisi ise fiilen bloklara bırakılır. Bu bir çöküş değil, yönetilebilir bir ayrışmadır. Kan dökmez, piyasaları bir gecede yıkmaz; ama ülkeyi tek olmaktan çıkarır.

Bu yüzden sonuç açıktır: ABD bölünecek. Ancak bu bölünme tarih kitaplarına “ayrılık ilanı” olarak değil, aynı harita üzerinde farklı devletler dönemi olarak geçecek. Harita değişmediği için birçokları bunu inkâr edecek. Oysa asıl değişen harita değil; devletin zihnidir. Devletler sınırlarla değil, ortak hakikatle yaşar.

Hakikat bölündüğünde, ülke de bölünür. ABD’de bugün olan budur. Ve bu süreç geri döndürülebilir bir kriz olmaktan çıkmış, yeni bir denge hâline gelmiştir.

Gürkan KARAÇAM

Yorumlar

Yorum bırakın