İNSAN: YÖNETİLEBİLEN BİR BEDEN DEĞİL, İNŞA EDİLEN BİR ZİHİNDİR

İNSAN NEDİR?

Bu soru basit değildir; tehlikelidir. Çünkü bu soruya verilen cevap, kimin yöneteceğini ve kimin itaat edeceğini belirler. İnsan yanlış tanımlandığında zulüm sıradanlaşır, doğru tanımlandığında adalet mümkün olur.

İnsan düşünen bir varlık mıdır?

Evet. Ama asıl mesele şudur: Düşünmeyen insan, başkasının düşüncesini taşır. Akıl kullanılmadığında boşluk oluşur ve o boşluğu her zaman bir güç doldurur. Bu yüzden cehalet eksiklik değil, güvenlik açığıdır.

İnsan inanır mı?

İnanır. Ama inanç ikiye ayrılır: Biri insanı ayağa kaldırır, diğeri uyutur. Kader, sorumluluktan kaçmak için sığınılan bir kelimeye dönüştüğünde inanç çözülür. Kul olmak; boyun eğmek değil, ahlaki çizgiyi koruyabilmektir.

İnsan toplumun parçası mıdır?

Evet. Ama kalabalık olmak, haklı olmak değildir. Çoğunluk rahatlatır, hakikat rahatsız eder. Toplum bireyi büyüttüğü sürece güçtür; bireyi bastırdığı anda tehdide dönüşür.

İnsan neden kolay kandırılır?

Çünkü gerçek bedel ister, yalan konfor sunar. İnsan en çok, kandırılmak istediği yerde savunmasızdır. En tehlikeli yalan, insanın kendine söylediğidir.

İnsan nasıl şekillenir?

Zihin bilgiyle değil, sürekli maruz kalmayla biçimlenir. Ne tekrar edilirse ona inanılır. Ne alkışlanırsa ona özenilir. Bu yüzden eğitim tarafsız değildir; geleceğin zihinsel haritasıdır.

İnsan devlet için nedir?

İnsan, devletin hem ana gücü hem en kırılgan hattıdır. Silahlar korunur ama zihinler ihmal edilirse, yenilgi kaçınılmazdır. Hiçbir ülke önce toprağını kaybetmez; önce insanını kaybeder.

Son Söz

İnsan nötr değildir. İnsan ya medeniyet kurar ya çöküş üretir. Akıl yoksa özgürlük olmaz. Ahlak yoksa güç zulme dönüşür. Bilinç yoksa devlet, sadece bir tabeladan ibaret kalır.

Toprak geri alınır. Ekonomi düzeltilir. Ama insanını kaybeden bir ülke, haritada dursa bile geleceğini kaybeder.

Gürkan Karaçam

Yorumlar

Yorum bırakın