Suriye’de SDG–PYD bitti. Bu, haritada görünen bir başarıdan çok daha fazlasıdır. Bu, bir oyunun sona ermesi değil; yeni bir oyunun başlama anıdır. Çünkü gerçek mücadele, silahlar sustuğunda başlar.
İngiltere ve Amerika bunu yüzyıldır bilir. Onlar askerle girer, okulla kalır. Bombay’dan Bağdat’a, Kabil’den Afrika’ya kadar aynı yöntemi uyguladılar: Önce güvenlik, sonra eğitim; önce alan hâkimiyeti, sonra zihin hâkimiyeti.
“Emperyalizm artık topla değil, müfredatla yapılır.”
ABD üniversite açar, İngiltere burs verir, sonra o ülkelerin karar alıcıları yıllar sonra Londra’yı, Washington’ı savunur. Bu bir tesadüf değildir. Bu, sistematik bir akıldır.
Türkiye bugün Suriye’de SDG–PYD’yi bitirerek askeri safhayı tamamladı ama asıl soru şudur: Bu boşluğu kim dolduracak? Eğer Türkiye doldurmazsa, başkaları doldurur ve o başkaları, asla Türkiye’nin lehine çalışmaz.
“Boş bırakılan her zihin, bir gün başkasının karargâhı olur.”
İşte tam bu noktada Türkiye’nin farkı ortaya çıkmalıdır. Biz İngiltere’nin yaptığını kopyalamak zorunda değiliz. ABD’nin yöntemini taklit etmek zorunda da değiliz. Biz daha iyisini yapabiliriz çünkü Türkiye’nin elinde onların sahip olmadığı bir şey var: coğrafi bağ, kültürel yakınlık, tarihsel hafıza ve samimiyet.
Türkiye Suriye’de üniversite açarsa; işgalci gibi değil, kurucu gibi durur, vesayetçi gibi değil, rehber gibi konuşur, sömüren gibi değil, istikrar üreten gibi kalır.
“Silah korku üretir, eğitim sadakat.”
Bir üniversite; bir terör örgütünün yıllarca kuramadığı ağı tek dönemde dağıtır. Bir fakülte; bin propaganda videosundan daha etkilidir. Bugün üniversite sıralarında oturan gençler, yarın SDG’nin yeniden adlandırılmış versiyonlarına yüz vermez çünkü akıl kazandığında, radikalizm alıcı bulamaz.
ABD ve İngiltere bunu kendi çıkarları için yaptı. Türkiye ise bunu bölgesel barış için yapabilir. Aradaki fark tam da budur.
“Büyük devletler sadece kazanmaz; kazandığını anlamlı kılar.”
Türkiye Suriye’de üniversite açarsa; terör geri dönemez, dış istihbarat alan kaybeder, göç kalıcı biçimde durur ve Türkiye ise sessiz ama derin bir güç inşa eder. Bu, romantik bir idealizm değil. Bu, sert bir gerçekçiliktir.
Silahla kazanılan coğrafya ya akılla tutulur ya da bir gün başkasının laboratuvarı olur. Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var ve bu fırsat, SİHA ile yakalandı; tebeşirle devam ettirilmelidir.
Gürkan KARAÇAM
#suriye #üniversite

Yorum bırakın