Zeki insan… Bu yazımı hızlı okuma. Çünkü bu bir haber değil, herkesin önüne şapka koymasını salık veren bir zihnin ürünü. Ayrıca bu bir uyarı da değil… Bu, bir teşhis denemesi.
İç savaş denilen şey; barikatla, sloganla, kurşunla başlamaz. İç savaş, devletin düşünme biçimi değiştiği anda başlar. Yani mesele sokak değil… Mesele kararın çıktığı yerdir.
Zeki insan, sana en zor soruyu sorayım: Bir devlet ne zaman tehlikelidir? Zayıf olduğunda mı? Hayır. Güçlü olduğunda ama ne yaptığını açıklayamadığında. İşte bugün Amerika Birleşik Devletleri tam olarak bu noktadadır. Çöküş yok. Dağılma yok ama anlatı kopukluğu var. Devlet konuşurken toplum başka bir şey duyuyor.
Söylesene ABD’de gerçekte olan şey nedir? ABD şu an bir kriz yaşamıyor, yaptığı krizi yönetme refleksini test etmek ve bu testte üç kritik davranış öne çıkıyor:
1. Devlet, ikna etmekten vazgeçiyor
İkna zaman alır. İkna sabır ister. İkna ortak zemin gerektirir oysa güvenlik hızlıdır. Güvenlik nettir ve güvenlik sorgulanmaz. Devlet iknadan güvenliğe kaydığında şunu söyler: “Seni anlamaya değil, kontrol etmeye geldim.” İşte zeki insan iç savaş tam da burada olasılık haline gelir.
2. Toplum iki ayrı gerçeklikte yaşamaya başlıyor
Zeki insan, dikkat et: aynı ülkede aynı olay için iki ayrı hakikat üretiliyorsa orada sorun sokakta değil, algı mimarisindedir. Bir taraf “devlet meşru” der, diğer taraf baktığında “devlet düşman” tabelasını görür. Silahlar sonra gelir zeki insan önce anlam bölünür.
3. Dışarıda güç gösterisi yaparak içeride meşruiyeti telafi etmeye çalışıyor
Devlet içeride anlatamadığını, dışarıda göstermeye çalışıyor. Sert söylem yükseltiyor, tehdit dilini normalleştiriyor ve “Yaparım” cümlesini, “neden”in önüne geçiriyor. Bu bir güç göstergesi değildir zeki insan. Bu, meşruiyet açığını kapatma refleksidir ve şimdi kilit soruya geliyorum.
İç savaş nasıl mümkün olur?
Şunu ezberle: İç savaş; öfke ve silah değildir. İç savaş şudur: Karar birliği kaybolur. Eyalet ile merkez ayrı telden “benim sözüm geçerli” demeye başlar ve güvenlik aygıtı kime bağlı olduğunu sorgularsa işte o gün, silah patlamasa bile devlet zihinsel olarak bölünmüştür.
Peki ABD bu zemini kendisi mi oluşturuyor?
Bu sorunun cevabı siyah ya da beyaz değil. Hakikat; ABD iç savaş istemiyor fakat şunu yapıyor: Meşruiyet zorlaştıkça güvenliği kolaylaştırıyor. Hukuk yavaşladıkça olağanüstüyü hızlandırıyor. Toplumu ikna edemedikçe baskıyı normalleştiriyor.
Bu bilinçli bir plan değil. Bu, güce alışmış sistemlerin kaçınılmaz hatasıdır.
Trump : Sebep mi, işaret mi?
Zeki insan, liderler görünür karakterlerdir fakat tarih yazamaz. Burada ne demek istediğimi bir gün sana anlatırım fakat eşiklere basar.
Donald Trump, olası bir iç savaşın sebebi değildir ama şu soruyu büyüten bir figürdür:“Devlet kurumlarla mı yönetilir, iradeyle mi?” Bu soru büyüdükçe toplum saflaşır. Saflaşma arttıkça ortak zemin erir ve ORTAK ZEMİN BİTTİĞİNDE HERKES HAKLIDIR AMA KİMSE BİRLİKTE DEĞİLDİR.
“Bir suikast ihtimali” neden bu kadar kritik?
Çünkü suikast, sadece bir insanı hedef almaz. Devletin psikolojisini hedef alır. Böyle bir ihtimal: Korkuyu yönetim aracına çevirir. Hukuku refleksleştirir. Güvenliği kutsallaştırır ve iç savaşlar çoğu zaman böylesi bir iklimde doğar.
Zeki insan, ABD bugün çözülmüyor aslında, daha değil ama yanlış yerde sertleşirse, çözülmenin adı HOLLYWOOD senaryolarından biri olacaktır.
Ayrıca tarih şunu öğretir: devletler sokakta yıkılmaz. Devletler kendi akıllarına yabancılaştıklarında yıkılır. Ben o yüzden sokaklara bakmıyorum. Ben karar anlarına bakıyorum. Sessizliğe bakıyorum. Tereddüde bakıyorum.Ve şu soruyu not düşüyorum tüm zihinlere:
“Devlet hâlâ toplumu mu düşünüyor, yoksa artık sadece lideri ve yakın çevresini mi koruyor?” Aklında olsun zeki insan; iç savaşlar, bu sorunun cevabında gizlidir.
GÜRKAN KARAÇAM
#abd #içsavaş

Yorum bırakın