TF-2000, bir savaş gemisi değildir. TF-2000, denizde hava sahası kurma iradesidir.
Klasik tanımlar yetmez. Şöyle diyelim:
TF-2000, bir donanmanın “kendi göğünü” yanında taşıyabilme kabiliyetidir.
Alan hava savunması olmayan bir donanma, en pahalı gemileriyle bile misafirdir. TF-2000 ise ev sahipliği iddiasıdır. Bu gemi; sadece kendini korumaz, yanındaki tüm görev grubunun kaderini yönetir. Uçak gemisi mi? Amfibi platform mu? Lojistik gemi mi? Hepsi TF-2000’in şemsiyesi altındadır. Bu yüzden TF-2000 yapılmadan, uçak gemisi konuşmak stratejik aceleciliktir.
TF-2000’in Gerçek Rolü
Burada ince bir kavramı netleştireyim: Refakat gemisi başka şeydir. Alan savunma muhribi bambaşka bir ligdir. Alan savunma gemisi, tehdidi vurmaz; tehdidin yaklaşma ihtimalini yönetir.
TF-2000; radarlarıyla sadece görmez, okur. Füzeleriyle sadece vurmaz, denge kurar. Komuta sistemleriyle sadece emir almaz, karar üretir. Bu yüzden bu gemi aceleye gelmez çünkü yanlış yapılan bir alan savunma mimarisi, düşmanı değil, kendi görev grubunu kilitler.
Peki Neden Şimdi İnşa Edilmiyor?
Türkiye yapabiliyorken neden mi bekliyor? Cevap basit ama ağırdır: Çünkü TF-2000 sonradan düzeltilebilen bir gemi değildir. Baştan doğru yapılır, yoksa hiç yapılmaz. Türkiye bugün şunu yapıyor: Radar mimarisini olgunlaştırıyor. Hava savunma füzelerini deniz ortamına tam uyumlu hâle getiriyor. Savaş yönetim sistemini “deniz-hava-uzay” entegrasyonuna hazırlıyor. Yani yapımına çoktan başladı. Dolayısıyla bu bir gecikme değildir. Bu, DEVLET AKLI’dır.
Uçak Gemileri Neden Şimdi Sularda Değil?
Şimdi gelelim en çok yanlış anlaşılan meseleye. Zeki insan, şunu kendine sor: Hava savunması olmayan bir uçak gemisi nedir? Cevap net: Hedef!
Uçak gemisi; Gösteri platformu değildir. “Ben buradayım” demek için indirilmez denize. Arkasında alan savunması, lojistik süreklilik ve görev disiplini yoksa, o gemi stratejik risk üretir. Ve bu sebeplerle Türkiye bugün uçak gemisini geciktirmiyor. Türkiye uçak gemisini koruyacak zihniyeti tamamlıyor ve beklemiyor da ilk uçak gemisinin çalışmaları çoktan başladı bile…
TCG Anadolu bir başlangıçtır ama bir son değildir. Uçak gemisi güçtür, onu yaşatan şey ise onu koruyan akıldır.
Mavi Kıta Doktrini Burada Devreye Girer
Mavi Kıta; “okyanuslara açılalım” cümlesi değildir. Mavi Kıta; kıyıdan bağımsız karar alabilen donanma bilincidir.
Türkiye bugün:
Bağırmadan
İlan etmeden
Tehdit savurmadan
Uygun adım ilerliyor.
Bir gün radar, bir gün platform, bir gün doktrin, bir gün insan kaynağı…
Bu bir tempo değil, bu bir marş…
Yeni Yüzyılın Efendiliği Nasıl Kurulur?
Şimdi son soruyu sorayım ve cevaplayayım;
Türkiye neden yeni yüzyılın efendisi olmaya aday? Çünkü artık: Tepki veren değil, tasarlayan. Koşan değil, ölçen. Gürültü yapan değil, denge kuran bir akıl üretiyor.
Generallerin ve amirallerin şapka çıkardığı yer, bir geminin boyu değildir. Şapka; acele etmeden, doğruyu bekler gibi görünerek hayata geçirebilen devlete çıkarılır.
Unutma zeki insan; Denizlerin efendisi, ilk çıkan değil; en uzun kalan olur ve TF-2000 bu yüzden önemlidir. Uçak gemileri bu yüzden beklemiyorken bekler. Mavi Kıta bu yüzden marşla yürür ve düşünen insan, şunu not düş:
Türkiye artık üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak kalmak istemiyor. Türkiye artık okyanusları hedefliyor.
Gürkan KARAÇAM
#tf2000 #mavikıta #türkiye #donanma

Yorum bırakın