Zeki insan, bu satırlarımı okurken kendini savunmaya geçme. Bu yazımı seni suçlamak için değil; kendini fark etmen için kaleme aldım. Çünkü insanın hayatını belirleyen şey kaderi gayretten bihaber sanması değil; iddiasıdır ve iddia, en çıplak hâliyle “nasıl istediğinle” ilgilidir.
Şimdi sana rahatsız edici ama öğretici bir hakikati hatırlatayım: Şeytan Allah’tan süre ister. Üstelik hayır için değil. İnsanı yoldan çıkarmak için ister ve Allah ona süre verir. BURADA DUR. Bu bir metafor değil. Bu, insan aklının kaçtığı bir yüzleşme noktasıdır.
Kendine sor zeki insan; kötülük için bile bu kadar net, bu kadar ısrarlı, bu kadar kararlı bir isteme ciddiye alınıyorsa; senin hayallerin neden bu kadar yarım ağızla isteniyor?
Sorun dua etmemen değil. Sorun, duanın hayatına hükmetmemesi.
İstemek, dilin talebi değildir. İstemek, hayatın düzenini bozmaya razı olmaktır. Gerçekten isteyen insanın takvimi değişir, uykusu değişir, çevresi değişir. Hiçbir alışkanlığını feda etmeyen bir “istek”, sadece iyi niyettir; talep değildir.
Burada disiplin başlar. Disiplin; kendini sıkmak değildir. Disiplin, gelecekteki hâline bugünden sadakat göstermektir. Disiplin yoksa yetenek israftır. Disiplin yoksa dua bile dağınıktır.
Peki motivasyon?
Motivasyon sandığın şey coşkuysa, yanılıyorsun. Motivasyon; canın istemediği günlerde de masaya oturabilmektir. Motivasyon; alkış yokken devam edebilmektir.
Heves kalabalık ister, motivasyon yalnızlığa dayanır.
Şimdi kendine bir soru daha sor; bir hedefin var mı, yoksa sadece iyi hissetmek mi istiyorsun? Çünkü iyi hissetmek isteyenler çabuk vazgeçer. Hedefi olanlar ise vazgeçmeyi seçenek olarak bile düşünmez.
Vazgeçmemek nedir biliyor musun?
Vazgeçmemek; her şey aynı kalsın diye diretmek değildir. Vazgeçmemek; yöntemi değiştirip iradeyi korumaktır. Akıllı insan, yolun değişebileceğini bilir ama yönün değişmemesi gerektiğini asla unutmaz.
Azim burada devreye girer. Azim hız değildir. Azim, yavaşladığında da yönünü kaybetmemektir. Azim; “bugün olmadı”yı “hiç olmayacak” sanmamaktır. Azim; sessizce ilerleyebilmektir.
Peki tevekkül?
Tevekkül, çalışmamanın kibar adı değildir. Tevekkül; yapabileceğin her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah’a teslim edebilmektir. Eline düşeni bırakıp gökten bekleyenler tevekkül etmez; sorumluluktan kaçar.
Sabır ise en çok yanlış anlaşılan güçtür. Sabır; katlanmak değildir. Sabır; doğru olanı aceleye kurban etmemektir. Sabır; gecikmeyi reddedilmek sanmamaktır. Sabır; zamanla kavga etmeyi bırakıp onu lehine kullanabilmektir.
Şimdi büyük resmi görelim zeki insan:
Şeytan ne yapıyor?
Net istiyor.Israrla istiyor.Süresini biliyor.Planını yapıyor.Vazgeçmiyor.
İnsan ne yapıyor?
Bir gün istiyor.Ertesi gün şikâyet ediyor.Bir gün hedef koyuyor.Sonraki gün bahane üretiyor ve sonra soruyor:“Niye olmuyor?”
Asıl soru şudur: Sen kendini ne kadar ciddiye alıyorsun ki, verecek olan seni ciddiye alsın?
Şunu unutma: Hayaller nazlıdır.Ciddiyet ister.Bedel ister.Süreklilik ister.Ve yazımı şu omurgayla bitireyim:Şeytan Allah’tan süre ister ve alır. Çünkü ne istediğini bilir, ısrar eder ve vazgeçmez.Allah, şeytana bile süre verdiyse; hakkıyla isteyen, bedel ödeyen, disiplinle yürüyen kuluna istediğini neden vermesin.
Anlayacağın mesele istemek değil zeki insan. Mesele, nasıl istediğindir ve Sor kendine; “Şeytana Süre Veren Kudret, Benden Neyi Esirger?”
Gürkan KARAÇAM
#şeytan #istemek #Allah

Yorum bırakın