ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI ÇIKMADI; SEN ONU HÂLÂ FİZİKSEL SANAYİ ÇAĞINDA ARADIĞIN İÇİN GÖREMEDİN

Zeki insan, artık beni tanıyorsun net konuşurum: Üçüncü Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı mantığıyla çıkamaz. Çünkü o mantık öldü. O savaş çelikle yürürdü; bu savaş akılla yürüyor. O savaşta cephe vardı; bu savaşta karar anı var. O savaşta bombalar konuşurdu; bu savaşta tereddütler bağırıyor.

Şimdi sana asıl soruyu soruyorum: Bir ülkeye tek bir kurşun sıkılmadan iradesi yön değiştirilebiliyorsa, o ülke savaşta değilse sence nerededir?

Benim tarzımı biliyorsun; şimdi bir tanım yapayım, hem de ezberleri bozarak…

YENİ NESİL ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI; devletlerin birbirine saldırdığı değil; devletlerin birbirine yanlış düşünme biçimleri ihraç ettiği küresel çatışmadır. Bu savaşta hedef toprak değil; reflekstir ve asıl ganimet enerji değil; kararsızlıktır.

Şimdi dur ve düşün: Neden artık kimse “kazanmaktan” bahsetmiyor da herkes “yönetilebilir kriz” diyor? Neden ülkeler çözüm üretmek yerine krizleri uzatıyor? Neden gerçekler çoğalmıyor da yerine anlatılar çoğalıyor?

Ve en rahatsız edici sorumu sona saklarım bilirsin: Neden dünya, sürekli bir eşikte tutuluyor ama asla düşürülmüyor? Çünkü bu savaşın mantığı şudur: Düşmanı yok etme; onu sürekli karar almaya zorla. Yanlış karar alsın diye değil; çok karar alsın diye.

İşte KARAÇAM tarzı bir tanım daha:

AŞIRI KARAR YÜKLEMESİ; bir devletin doğruyu bilse bile uygulayacak zihinsel berraklığı kaybetmesidir. Bu, yeni çağın imha silahıdır. İkinci Dünya Savaşı’nda şehirler yıkıldı. Bugün ise şu yıkılıyor:

Güven Nedensellik. Sebep-Sonuç zinciri

Sana soruyorum zeki insan: Sebep-sonuç ilişkisini doğru kuramayan bir toplum, savaşı kazansa bile ayakta kalabilir mi? Bu yüzden yeni nesil savaşta tankların ilerlemesi teferruattır; taarruz gündemledir ve gündemler ilerler. Ordular değil; algı dizileri yürür. Siper kazılmaz; zihinlere belirsizlik ekilir.

Artık tarzıma alıştın ve bir tanım daha geliyor, not et:

ALGISAL SİS; bir toplumun neye kızacağını, neye sevineceğini, neyi ciddiye alacağını bilememesidir. İşte bu sis çöktüğünde, ülke resmen işgal edilmiştir ama kimse bayrak indirmez.

Şimdi sana daha sert sorular sorayım mı?, ister misin? İnsanın muhatabı zeki olunca soru sormadan duramıyor;

Bir ülke kendi gündemini kendisi belirleyemiyorsa, düşmanın görûnür olması gerekir mi? Bir toplum her gün başka bir şeye öfkeleniyorsa, onu yönlendirmek için orduya ihtiyaç var mı? Bir devlet “şimdi değil” demeyi unutmuşsa, o devlet zaten teslim olmamış mıdır?

Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlangıç tarihi yoktur. Çünkü bu savaş ilan edilmeden başladı. Bu yüzden bu savaşın sireni yoktur. Bu yüzden bu savaşın barışı da yoktur. Sadece şunu görüyorsun: Herkes yorgun ama kimse neden yorgun olduğunu bilmiyor.

Son tanımımı da yapıyorum şimdi bak burası kritik;

ZİHİNSEL TESLİMİYET; bir toplumun “biri karar versin de ne olursa olsun” noktasına gelmesidir. İşte bu yeni nesil savaşta, savaşlar bu cümleyi kurdurtanlar tarafından kazanılır. Ve şimdi son sorularla bitireyim zeki insan!

Eğer bir dünya, düşünemeyen ama sürekli tepki veren toplumlarla doluysa… Eğer ülkeler geleceği tasarlamak yerine anı kurtarmaya saplanmışsa… Eğer herkes savaşı bekliyor ama kimse savaşı tanımlayamıyorsa…

Sana şunu söyleyeyim!

Üçüncü Dünya Savaşı başlamadı sanıyorsan, savaş seni tam da olması gerektiği gibi ikna etmiş demektir. Çünkü bu çağda savaş, patladığında değil… Anlaşılamadığında kaybedilir.

Gürkan KARAÇAM

#3.dünyasavaşı #zihin #akıl #türk

Yorumlar

Yorum bırakın