Zeki insan, gel bir duralım. Ama bu kez duygular için değil; akıl için duralım.
Şu soruyla başlayalım: Gerçekten susturulduk mu? Yoksa konuşma hakkımız dururken, düşünme zahmetinden mi vazgeçtik?
Bak dikkat et. Bugün dünyada bilgiye ulaşmak zor mu? Hayır. Peki o zaman neden bu kadar az insan gerçekten biliyor? İLK TANIMI KOYALIM, çünkü burası kritik: Bilmek, bilgiye sahip olmak değildir. Bilmek; bilgiyi bağlama oturtmak, sonuçlarını üstlenmek ve ona göre pozisyon almaktır.
Şimdi soruyorum zeki insan: Kaçımız bu bedeli ödemeye hazır? Çünkü bilmek rahatlatmaz. Bilmek huzur vermez. Bilmek, insanın omzuna yük bindirir ve insan, tarih boyunca hep aynı refleksi göstermiştir: Taşıyamadığı yükten kurtulmak ister. Bugün yaşanan şey tam olarak budur. Kimse gerçeği yasaklamadı. Kimse düşünmeyi suç haline getirmedi. Ama düşünmenin maliyeti yükseltildi.
ŞUNLARI SORAYIM!
Neden her mesele karmaşık anlatılıyor?Neden her gerçek bin parçaya bölünüyor? Neden hiçbir olay tek başına ele alınmıyor da sürekli yeni bir gündemle bastırılıyor? Bu bir kaos mu, yoksa bir yöntem mi?
İkinci tanımı yapalım: Kognitif yorgunluk, insanın düşünme kapasitesinin değil, düşünmeye olan isteğinin tükenmesidir. Bugün olan budur. İnsan düşünemez hale gelmedi. İnsan düşünmek istemez hale geldi. Çünkü düşünmek; taraf seçmeyi, risk almayı, bedel ödemeyi gerektirir. Onun yerine ne sunuldu? Hazır kanaatler. Önceden çiğnenmiş fikirler. “Bu konuda düşünmene gerek yok” rahatlığı.
Zeki insan, sana soruyorum: Bir konuda hiç düşünmeden öfkelendiğin oldu mu? Hiç anlamadan taraf olduğun? Hiç “zaten karmaşık” deyip sırtını döndüğün? İşte yönetim tam orada başlar.
Burada üçüncü tanımı yapalım: Yönetilebilir insan, baskı altında olan insan değildir. Yönetilebilir insan, karar alma zahmetinden kurtulmuş insandır. Bugün kimse sana ne düşüneceğini söylemiyor. Sadece şunu söylüyor: “Bu kadar düşünmene gerek yok.” Bu cümle masumdur. Ama tarihte söylenmiş en tehlikeli cümlelerden biridir. Çünkü bu cümle, insanın zihinsel egemenliğini gönüllü olarak devretmesini sağlar.
Bak zeki insan, fark ettin mi? Bugün gerçek gizlenmiyor. Gerçek değersizleştiriliyor. Bilgi var ama anlam yok. Haber var ama muhakeme yok. Tepki var ama sorumluluk yok ve burada çok kritik bir soru geliyor: Sorumluluk almayan bir bilinç, özgür olabilir mi? Özgürlük nedir zeki insan? Canının istediğini yapmak mı? Yoksa bildiğinin sonuçlarına katlanmak mı? Modern insan bu soruya cevap vermekten kaçtı. Çünkü cevap ağır ve ağır olan her şey gibi, geride bırakıldı. Sonra ne oldu? İnsan özgürlüğünü kaybetmedi. Özgürlüğü taşımaktan vazgeçti.
Bu noktada dördüncü ve son tanımı koyalım: Kognitif teslimiyet, zorla diz çöktürülmek değildir.v“Benim yerime birileri düşünsün” demektir. İşte bu cümle kurulduğu anda; ne sansüre, ne baskıya, ne zorbalığa ihtiyaç kalmaz. Çünkü kapı içeriden kapanmıştır.
Zeki insan, bu yazıyı sana şunu demek için yazmadım: “Sen suçlusun.” Bu yazıyı sana şunu sormak için kaleme aldim: Bilmenin bedelini yeniden ödemeye hazır mısın? Çünkü şunu artık açıkça söylemek zorundayım:
İnsanlık, bilmekten vazgeçtiği gün yönetilebilir oldu ve bilmek yeniden bir tercih haline gelmedikçe, hiçbir sistem, hiçbir düzen, hiçbir gelecek gerçekten değişmez.
Top artık sistemde değil zeki insan.Top sende. Sessizlik bundan sonra senin seçimin.
Gürkan Karaçam
#bilmek #bilgin #sen

Yorum bırakın