Zeki insan…
Bugün sana anlatacağım şey bir iddia değil, bir komplo teorisi hiç değil; kanıtı gözünün önünde duran bir gerçekliğin görünmeyen yüzü. Türkiye’ye karşı artık topla tüfekle değil, zihinlere sızarak saldırıyorlar. Buna “kognitif kuşatma” diyorum. Ama bu kuşatmayı görebilmen için önce bir soru sormalıyım:
Mesela insanlar bir sabah aynı konuya aynı öfkeyle uyanıyor ya… Daha akşam yatmadan evvel kimsenin konuşmadığı bir mesele, ertesi gün herkesin elinde bir mızrak gibi parlıyor ya. Bu sana “tesadüf” gibi geliyor olabilir. Ama aslında görünmeyen bir elde, binlerce bot hesabın önceden hazırlanmış bir içerik takvimi çalışıyor. Saniyeler içinde trend olan etiketleri kimlerin yükselttiğini hiç inceledin mi zeki insan? Bir bakıyorsun hesapların yarısı sahte, diğer yarısı yabancı IP’lerde.
Nasıl mı?
Diyelim ki ülkede moral yükseliyor, umut grafiği yukarı doğru çıkıyor. İşte tam o anda, hiç alakasız bir görüntü servis ediliyor. Arkasına da “kaynak: bilinmiyor” ibaresi. Ama duyguların bilinir zeki insan ve görüntü önce öfkeyi, sonra korkuyu, sonra güvensizliği tetikliyor. İşin daha acı yanı: O görüntünün gerçek olup olmaması bile önemli değil. Zihin, hissettiğini doğru sayıyor.
Nasıl mı?
Bazı haberlerin 10 saniye içinde tüm platformlarda aynı cümlelerle yayılmasını fark ettin mi? Bu üslup bir insandan çıkmaz. Bu, aynı anda çalışan yüzlerce algoritmanın eşzamanlı atışıdır zeki insan. Bir bakıyorsun ülke gündemi, küçük bir kıvılcım ile değil; laboratuvar ortamında hazırlanmış donanımlı bir kıvılcımla yanmış.
Nasıl mı?
Gençlere yönelik içerikleri fark ettin mi?Ekranda eğlence gibi duran ama bilinçaltına “ülke kötü, gelecek karanlık, umut yok” mesajını veren kısa videolar…Her 15 saniyede bir tekrar eden aynı duygusal tema… Bu bir algoritma oyunudur zeki insan. Hangi müzikle hangi duygu tetikleniyor, hangi renk kaç saniyede karamsarlık yaratıyor, hepsini ölçüyorlar. Eğlence gibi paketleyip, insanların en savunmasız anına; yorgun, dalgın, düşünürken kaydırdığı ana sızıyorlar.
Nasıl mı?
Farkındaysan bazı dönemlerde toplum ikiye bölünmüyor; yüz parçaya ayrılıyor. Eskiden iki fikrin kavgası olurdu, şimdi herkes kendi mikro gerçekliğinde yaşıyor. Aynı habere bakan iki kişi farklı şey görüyor. Bu bir hata değil zeki insan; bu bir mühendislik. Algoritmalar seni sadece beğendiklerine değil, kızacaklarına da maruz bırakıyor. Çünkü öfke en güçlü tıklama motoru.
Nasıl mı?
Bazen memleketin iyi bir gelişme yaşaması sosyal medya da birkaç saat bile sürdürülemiyor. Anında gündemi gölgeleyen başka bir tartışma patlıyor. Sence bu zamanlamalar doğal mı? Bir ülkenin moral artışı, bazı güçler için en ölümcül tehdittir zeki insan ve tehdit olduğu an, moral bozan içerik havuzları devreye girer.
Zeki insan…
Bugün Türkiye’yi çepeçevre saran kuşatma görünmez sınırlarla değil, görünür ekranlarla kuruluyor. Düşmanın sesini duymuyorsun ama nefesini ensende hissediyorsun ve işin tuhaf yanı şu: Seni vurmuyorlar. Seni sana vurduruyorlar. Çünkü bu savaşın en güçlü silahı, karşı tarafın sana söyledikleri değil; seni kendi kendine söyletmeleridir. Ama bütün bu görünmez çemberi kırmanın yolu da yine zihin.
Bu çağın gerçek askeri farkındalıktır. Gerçeğin en büyük düşmanı manipülasyon değil; sorgulamayı bırakmış bir zihindir. İşte o yüzden sana sesleniyorum zeki insan… Bir kez fark ettiğinde, bir kez “Bu duygu bana mı ait, yoksa bana mı verildi?” diye sorduğunda, başkalarının yazdığı senaryonun parçası olmaktan çıkıp, kendi aklının komutanı olursun ve sen uyanırsan millet uyanır ve millet uyanırsa, hiçbir kuşatma başarılı olamaz.
Görünmez bir savaşın görünür gerçeği budur zeki insan ve sen fark ettiğinde, oyun çözülür. Oyun çözüldüğünde ise Türkiye yeniden kendi kaderinin sahibi olur.
Gürkan KARAÇAM
#kognitifkuşatma #türkiye #zekiinsan

Yorum bırakın