“Harita Değil Tuzak: Rubin’in Satırları Arasındaki Tehdit”

“Her yazı bir davettir: Ya aklı teslim almaya, ya aklı devreye sokmaya…”

Michael Rubin imzalı son makale, sadece bir görüş değil, bir cephedir. Bu yazı; fikir kılığına bürünmüş bir psikolojik harp metni, diplomasi kılıfına sokulmuş bir bölme planı, stratejik öngörü değil jeopolitik kehanet oyunudur.

Rubin, Türkiye’ye bakmıyor. Türkiye’yi tasarlıyor. Onun yazdığı bu metin, Washington’da kurgulanan yeni haritanın akıl zemini. Satır aralarında kiminle savaştığını, neyi hedeflediğini çok açık söylüyor ama bunu psikolojik savaş diliyle yapıyor: Yormuyor, yönlendiriyor. Eleştirmiyor, empoze ediyor. Tespit sunmuyor, tehdit inşa ediyor.

1. ERDOĞAN KILIFI ALTINDA TÜRK DEVLETİNİN ÇÖKERTİLMESİ

Rubin’in yazısı, Erdoğan’a değil, Türkiye’nin devlet refleksine yazılmıştır. Hedef Erdoğan değil Türk Milleti ve onun istiklali ve istikbalidir.

• SİHA’lardan,

• F-35 geriliminden,

• HTŞ üzerinden Suriye’deki etkinlikten,

• Hamas ilişkilerinden,

• New York Belediye Başkanı krizinden söz ederken;

aslında tek bir şey söylüyor: “Türkiye kontrolümüz dışına çıktı. Yaptırımla olmazsa, söylemle yıpratacağız.

Rubin, damat üzerinden savunma sanayiini hedef alıyor. Erdoğan üzerinden milli dış politikayı şeytanlaştırıyor. Hamas üzerinden Türkiye’nin ahlaki üstünlüğünü gölgelemeye çalışıyor. Bu bir analiz değil; itibar suikastıdır.

2. “YUGOSLAVYALAŞTIRMA” TEHDİDİ: SİYASİ DEĞİL, JEOPOLİTİK VİRÜS

“Üniter Türkiye, birleşik Yugoslavya kadar modası geçmiş durumda.”. Michael Rubin

Bu cümle, sadece bir analiz değil, bir virüs enjeksiyonudur. Türkiye’nin üniter yapısını yıkmaya dönük bir algı mermisidir. Burada Rubin’in yaptığı şey çok basit ama tehlikeli:

• Kürt meselesini Filistin’le eşleştirerek meşruiyet zeminini genişletmek,

• Hamas desteğini PKK’ya destek ile denk göstererek Batı’nın müdahalesine kılıf uydurmak,

• Kürt nüfusun çokluğu üzerinden bölünmeyi “kaçınılmaz” göstermeye çalışmak.

“Birleşik bir Türkiye modası geçmiş” cümlesi, sadece bir tahmin değil; bir hedefin seslendirilmesidir.

3. EKONOMİK YIKIM SENARYOSU: MORAL ÇÖKERTME PLANI

Rubin’in yazısında dikkat çeken bir başka unsur ise ekonominin psikolojik harp aracı olarak kullanılmasıdır. Satır aralarına ustaca yerleştirilen ifadelerle:

• “Enflasyon yüksek” diyerek halkın moralini çökertmek,

• “Orta sınıf çöküyor” diyerek umut duygusunu kırmak,

• “Refah seraptır” diyerek devletin başarılarını inkâr ettirmek istiyor.

Amaç kriz göstermek değil, krizi kalıcıymış gibi göstermek. Çünkü kriz, anlatıldıkça büyür. Bu, klasik bir düşük yoğunluklu moral harbi örneğidir.

4. “KÜRT MESELESİ” ÜZERİNDEN DİNAMİTLEME

Rubin’in asıl hedeflerinden biri kalıcı şekilde Kürt-Türk ayrıştırması oluşturmaktır. Burada 3 büyük oyun kuruluyor:

1. Hamas-PKK denklemi kurularak ahlaki çöküntü yaratılmak isteniyor.

2. Kürtler için referandum çağrısı imasıyla bölünme fikri meşrulaştırılmak isteniyor.

3. Silah bırakma sonrası hiçbir şey yapılmayacağı vurgusuyla Türkiye devleti pasif gösteriliyor.

Bu, hem iç barışı dinamitleme hem de dış müdahaleye zemin oluşturma taktiğidir.Yani Rubin, içeride çatışma yaratmak, dışarıda müdahale gerekçesi oluşturmak istemektedir. Bu da klasik bir proxy crisis (vekil kriz) mühendisliğidir.

5. “TÜRKİYE’NİN MARKASI ZEHİRLİ” İFADESİ: ULUSLARARASI SİYASİ TECRİT

Rubin, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde yalnızlaştığını iddia ediyor ama bu yalnızlık iddiasını fırsat olarak değil, tehdit aracı olarak kullanıyor. “Türkiye’yi savunacak bir güç kalmadı” diyerek Türk dış politikasını yalnızlaştırma psikozuna sokmak istiyor. Aslında bu, Batı’dan uzaklaşanı tecrit ederiz mesajıdır. (Batı =ABD+İngiltere+İsrail)

6. ABD NEYİ AMAÇLIYOR?

Rubin’in yazısı şunu ilan ediyor:

1. Türkiye yeni bir güç merkezi olamaz.

2. Müslüman ülkeler adına söz söyleyemez.

3. Kürt meselesini bizim istediğimiz gibi “kontrol” etmezse cezalandırılır.

4. Batı ile uyum yerine özerklik seçerse yalnızlaştırılır.

5. Savunma sanayiiyle güçlenirse durdurulur.

Bu bir strateji değil, bir bildirimdir. Bu yazı, Türkiye’ye soğuk savaşın satırlarıyla atılmış alçak bir kurşundur.

7. TÜRKİYE NE YAPMALI?

“Vatan sadece sınırlarla değil, zihinlerle korunur.”

1. Milli Psikolojik Harp Başkanlığı kurulmalı. TSK, MİT, RTÜK, üniversiteler ve medya koordinasyonunda kurumsal psikolojik harp yapısı oluşturulmalı.

2. Kriz Anlatısı Karşıtı Medya Ağı kurulmalı. Uluslararası medyada çıkan her Türkiye karşıtı içerik, anında analiz edilip karşı söylemle yayılmalı.

3. Küresel Algı Haritası çıkartılmalı. Türkiye’nin hangi ülkede nasıl algılandığına dair dinamik bir istihbarat haritası oluşturulmalı.

4. Türk Enformasyon Kuvvetleri oluşturulmalı. Siber vatanın kontrolü için devlete bağlı, yapay zekâ destekli, içerik üreten profesyonel dijital ekip kurulmalı.

5. “Türkiye Modeli” Doktrini ilan edilmeli. Türkiye’nin hem Batı hem Doğu’ya alternatif üretebilen bir siyasi-ekonomik-model kurduğu vurgulanmalı.

6. Jeopolitik Şok Dayanıklılığı Planı hazırlanmalı. Dış krizlere karşı halkı bilinçlendiren, dirençli hale getiren milli eğitim, medya ve ekonomi politikaları kurgulanmalı.

7. Milli Stratejik Akademi kurulmalı. Harvard, RAND, CFR seviyesinin üstünde, Türk milliyetçiliği perspektifinden küresel analizler yapan düşünce yapısı tesis edilmeli.

SON SÖZ

“Bizi biz yapan toprak değil; akıl, birlik ve dirençtir. Haritayı kim çizerse çizsin, millet yürümeye kararlıysa, çizgiler anlamını yitirir.”

Michael Rubin’in yazısı, bir zihin işgalidir. Biz ise zihnimizi tahkim ettiğimizde, Rubingillerin kalemleri kırılır, senaryoları çöker.

Artık savaş, cephede değil satır aralarında; mühimmat, tank değil algıdır. Ama şunu unutmayalım:

“Bir karanlık kalem, bir milletin uyanışına sebep olabilir.”

Ve bu uyanışın adı, Türkiye’nin stratejik zekâsıdır.

Gürkan KARAÇAM

#rubinbizseniüzeriz #türkiye

Yorumlar

Yorum bırakın