Modern coğrafyaların kaderi artık bombalarla değil, belgelerle; kurşunlarla değil, kuramlarla yazılıyor. Suriye’de görünen savaş bitti. Ama asıl mücadele yeni başlıyor: Kimin aklıyla yaşayacak bu ülke? Kimin gözüyle düşman seçecek? Kimin verisiyle tehdit değerlendirmesi yapacak?
Yeni bir devlet kurgusu oluşurken, istihbarat yapılanması da yeniden şekilleniyor. Ve bu yapı, yalnızca bir güvenlik kurumu değil, aynı zamanda bir hakikat filtresi olacak. İşte tam bu noktada Türkiye, yalnızca komşu bir ülke değil, aynı zamanda bu yeni hafızanın mimarlarından biri olmak zorundadır.
“Bir devletin istihbaratı, onun rüyalarını gören değil; kâbuslarını öngören akıldır.”
Türkiye’nin Bu Süreçteki Stratejik Yükümlülüğü
Suriye’de kurulacak her yeni yapı, sadece Suriye’nin geleceğini değil, Türkiye’nin iç istikrarını, sınır güvenliğini ve sosyolojik dengelerini de etkileyecektir. Çünkü bir dönem “özgürlük” maskesiyle sahaya sürülen, küresel aktörlerin lojistik destek verdiği yapılanmalar, bugün sahada hâlâ sözde yönetici gibi konumlandırılmak istenmektedir. Bu yapıların dijital hafızası, saha kaynakları, veri bankaları ve nüfuz ağları hala canlıdır. Ve her biri, Suriye’nin yeni istihbarat örgütünde rol kapma telaşındadır.
“Eğer siz bir coğrafyanın istihbarat haritasında yoksanız, o coğrafyada sizi haritadan silmek isteyen mutlaka vardır.”
Hangi Güçler, Ne Peşinde?
Bölgesel Göz
İsrail merkezli akıl, Suriye içindeki tüm güvenlik yapılanmalarına “karanlık oda” stratejisiyle sızmaya çalışmaktadır. Hedef, direnci olmayan kademelerde sessizce yer almak ve bölgesel güvenlik denklemine içeriden müdahale edebilmektir. Ayrıca, bazı dini ve mezhebi kırılmalar üzerinden “istihbarat meşruiyeti” üretme çabası göz ardı edilmemelidir.
Atlantik Akıl
Amerika Birleşik Devletleri, doğrudan kontrol edemediği her yapıya, akademik danışmanlık görünümünde sızma eğilimindedir. Aslında mesele, bilgiye erişmek değil; istihbaratın “tehdit” tanımını yeniden yazmaktır. Böylece Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit eden aktörler “yerel müttefik” kisvesiyle meşrulaştırılmak istenmektedir.
Klasik İngiliz Hamlesi
İngiltere, az görünür ama çok derin hareket eder. Yerel halkla kültürel bağ kurarak orta kademe istihbarat personelini yönlendirme stratejisi uygulamaktadır. Özellikle İngilizce bilen yerel unsurlara eğitim vererek, gelecekte karar alıcı yapılar üzerinde “entelektüel nüfuz” kurma amacı güdülmektedir.
Mezhebi Derinlik
İran, bölgede istihbaratı bir dinî muhafız gibi konumlandırmak istemektedir. Yeni Suriye yapılanmasının “mezhep korumacılığı” temelinde şekillenmesi, sadece iç savaşı körüklemekle kalmaz; aynı zamanda bölgesel barışı da tehdit eder.
“İstihbarat savaşları, görünmeyen cephelerde yürür; kazananı diplomatik dil değil, sahadaki sessizlik belirler.”
Türkiye Ne Yapmalı?
1. Yeni Suriye istihbarat yapılanmasında teknik akıl olmalı. Bu, sadece eğitim ve sistem desteği değil; aynı zamanda ahlaki ve insani güvenlik prensiplerini içeren bir model önerisi anlamına gelir.
2. Bölgesel tehditleri tespit edebilecek veri paylaşım mekanizmaları kurmalı. Sınır ötesi tehditlerin yerel güvenlik birimlerinde algılanması için ortak analiz merkezleri desteklenmelidir.
3. Yeni yapının uluslararası hukukla çelişmeyen, fakat bağımsız karar alabilecek refleksler edinmesini sağlamalı. Bu sayede, herhangi bir küresel gücün “arka kapıdan emir veren” değil, “karşılıklı mutabakatla yürüyen” bir ilişki biçimi geliştirilir.
“Bir devlete güvenmek kolaydır, bir devlete güven vermek zordur; ama en zor olanı, bir devlete güvenlik aklı inşa etmektir.”
Türkiye Ne Kazanır?
• Sınır ötesi saldırı riski minimize edilir.
• Türkiye, bölgesel istihbarat ekolü kurar ve MİT’in prestiji evrenselleşir.
• Dijital istihbarat ihracatı sayesinde ekonomik ve teknolojik bağımsızlık alanı genişler.
• Yeni Suriye’de Türk aklı, Türk vicdanı ve Türk dengesi uzun yıllar yankı bulur.
“Barışı silah değil, bilgi korur. Bilgiyi ise sadece stratejisi olanlar yönetebilir.”
Sonuç
Yeni Suriye’nin zihin mimarisi kurulurken, Türkiye orada olmalıdır ki oradadır kanımca. Çünkü biz sadece komşu değiliz; biz aynı toprakların acısını sırtlanmış halklarız. Ve bu acının kalıcı olarak son bulması, ancak adaleti önceleyen bir güvenlik zihniyetiyle mümkündür. Türkiye, bu güvenlik zihniyetinin adıdır.
“Sınırlarını koruyan ülkeler hayatta kalır. Başkalarının sınırlarını koruyabilenler ise tarihe yön verir.”
Gürkan KARAÇAM
#mossad #mı6 #cıa #mit #suriye

Yorum bırakın