“Strateji, haritada çizilen değil, kalpte hissedilen sınırları koruma sanatıdır.”
Doğu Akdeniz artık bir deniz değil, bir satranç tahtası. Piyonların bile vezirleşebildiği bu oyunda, akıl dışı hamlelerin affı yok. Ve şimdi, masada tarih yazılıyor: Kazanan, sadece enerji yataklarını değil, bölgesel liderliği de alacak. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bu oyunda; Amerika ve İngiltere eski dostlarına tokat atarken, Türkiye sessiz ama etkili adımlarla tahtanın merkezini çoktan ele geçirdi. Fransa ise geçmişin şanıyla bugünün gerçekliğini karıştırdı. Napolyon’un hayaletiyle Akdeniz’e inen Macron, jeopolitik kayıplarını hamasetle telafi etmeye çalıştı. Ama tarih her zaman şunu yazar:
“Rüzgârla gelen, fırtınayla gider.”
AUKUS Tokadı ve QUAD Yalnızlığı: Fransa’nın Kırılma Noktası
Avustralya’nın Fransa’dan sipariş ettiği milyar dolarlık denizaltı anlaşmasını, ABD-İngiltere ikilisi gizlice iptal ettirdi. AUKUS kuruldu, Fransa dışlandı. Bu, Paris için sadece ekonomik bir kayıp değil, itibar felaketiydi. QUAD’dan da dışlanınca Fransa, Pasifik’te yalnızlaştı.
“Avrupa’nın sesi” olma iddiasıyla yola çıkan Macron, Atlantik’in ortasında yönünü kaybetti. Ve işte o anda, Paris’te bazı zihinler şunu sormaya başladı: “Türkiye ile neden bu kadar zıtlaştık?” Çünkü oyun değişmişti. Eski blok siyasetinin yerini akışkan, çok kutuplu stratejiler almıştı. Ve Türkiye, bu yeni düzende sabit kalmayarak, denklemi kendine göre kurmuştu.
Türkiye’nin Yükselişi: Diplomasiyle Kıta Değiştiren Güç
Doğu Akdeniz’de kararlı, Kuzey Afrika’da etkili, Kafkasya’da belirleyici olan bir Türkiye var artık. Libya’da kurulan diplomatik ağ, Karabağ zaferine verilen destek, Somali ve Katar’da inşa edilen askeri üsler… Tüm bunlar Türkiye’nin artık sadece bölgesel değil, küresel oyuncu olduğunun göstergesidir.
“Sınır çizmek için harita değil; etki alanı gerekir.”
Türkiye’nin bugünkü etkisi, askeri kudretin çok ötesindedir. Ankara, enerji savaşlarını sadece sahada değil, masada da kazanıyor. Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan vizyonu, diplomasiyle tahkim edildi. Yunanistan-Fransa eksenine karşı kurulan İtalya-Türkiye yakınlaşması ise oyunun seyrini değiştirdi.
Fransa’da Yön Değişikliği Sinyalleri
Paris, AUKUS şokundan sonra ilk kez Türkiye’ye dair dilini yumuşattı. Diplomatik kanallarda, savunma iş birliği, Libya’da koordinasyon ve enerji paylaşımı gibi başlıklarda Türkiye’yle diyalog arayışları başladı. Bu, Fransa’nın aklını başına almasının ilk işaretiydi. Zira İtalya’nın Türkiye ile geliştirdiği ilişki, Fransa’ya kaybettiği alanları hatırlattı. Fransız medyasında çıkan bazı analizlerde şu satırlar dikkat çekti: “Türkiye’siz Doğu Akdeniz planı kurmak, haritasız seyahate çıkmaktır.” Bu cümle, Paris’in kafasında bir zihinsel dönüşümün başladığını gösteriyor. Çünkü: “Stratejide asıl dönüşüm, haritadan önce kafada başlar.”
Türkiye Nereye Gidiyor?
Türkiye artık her cephede diplomatik ve jeopolitik olarak “oyun kurucu” konumundadır. Enerji savaşlarında boru hattı kadar ‘algı hattı’ kurmuş, diplomasi savaşlarında düşmanı değil dengeleri hedef almıştır. Bugün Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan enerji denkleminde herkes Türkiye’nin pozisyonuna göre hareket etmek zorundadır.
“Yeni dünya düzeninde, rota çizen değil, rotayı çevirten kazanır.”
Sonuç: Tahta Kurulur, Zihinler Oynar
Doğu Akdeniz’de kartlar yeniden dağıtılıyor. Fransa bu kez oyunu seyretmek yerine anlamaya çalışıyor. Anlarsa kazanabilir, anlamazsa yalnızlaşmaya mahkûmdur. Türkiye ise artık sadece bir oyuncu değil, oyunun kurallarını yazan merkezdir.Ve unutulmamalıdır ki:
“Enerji savaşları doğalgazla değil, doğrudan zihinle kazanılır.”
O zihin şu anda Ankara’dadır.
Gürkan KARAÇAM
#fransa #türkiye #italya

Yorum bırakın