“Sırtlan Taarruzu”: Haritalar Kanla Değişirken Susmak Suçtur“

Aslan gibi doğanların yurdu, sırtlanlarca parçalanmak isteniyor. İsrail’in İran’a yönelik “Yükselen Aslan” kod adlı operasyonu, isimle gerçeğin nasıl çarpıtıldığını gözler önüne seriyor. Aslan onurludur, savaşır ama avının ruhunu parçalamaz. Oysa bu operasyon, Ortadoğu’nun kalbine sinsice sızan bir “Sırtlan Taarruzu”dur.

Hedef bir ülke değil; hedef, bir milletin iç dengesidir. Harita değil, zihin çizgileri yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.

BOP’un Yeni Sayfası: İran İçin Etnik Tuzaklar

“Etnik çatlaklar, dışarıdan esen rüzgârlarla fay hatlarına dönüşür.”

Ortadoğu’da taşlar yerinden oynarken, sahneye yeni bir senaryo kondu: Üniter devletler etnik labirentlere dönüştürülüyor. İran; Kürtler, Azerbaycan’lı Türkler ve Beluçlar gibi halkları yüzyıllardır aynı bayrak altında yaşatmış bir yapı. Ancak dış akıl, bu yapıyı bir mozaikten moğol istilasına dönüşecek şekilde parçalıyor. (İbrahim Reisi neyi başarmak üzereydi ki öldürüldü şimdi bir daha durup düşünmek lazım)

• Kürt koridoru sadece bir coğrafya projesi değil, bir kimlik mühendisliği operasyonudur.

• Azerbaycan kimliği, İran’da bir Türk kartı olarak değil, bir bölünme kozu olarak kaşınmaktadır.

• Beluçlar üzerinden ise Pakistan sınırına dek uzanan bir kırılganlık şeridi inşa edilmektedir.

Bu saldırının adı “hava operasyonu” değil, toplum mühendisliği bombardımanıdır.

İsrail Neden Bu Kadar Saldırgan?

“Kendi güvenliği için başkasının yurdunda yangın çıkaranlara barış mimarı denemez.”

İsrail, artık sadece askeri değil, stratejik bir zihin gücüyle hareket ediyor. ABD’nin “çekildiği”, Rusya’nın “daraldığı”, Çin’in “uzak durduğu” bir bölgede, kurtlar sofrasına sırtlan gibi oturdu. Ama unutma sevgili okuyucu;

“Toprak işgal edilmez, insan zihni işgal edildiğinde toprak kendiliğinden çöker.”

İsrail’in amacı yalnızca İran’ın nükleer kapasitesini durdurmak değil. Amaç; İran’ın çok kimlikli yapısını çatırdatmak, içeriden çökertmek, dıştan parçalara ayırmaktır. Bu da klasik savaşla değil, zihin haritalarını karıştırarak yapılır.

Rejim Değişir mi? Dağılır mı?

“Bir rejimi değiştirmek kolaydır; ama bir milleti parçaladığında, sadece rejimi değil, ruhunu da gömersin.”

İran’da rejim değişikliği mümkün müdür? Evet, ancak bu dışarıdan dayatmayla değil, içeriden yükselen çoklu kimlik talepleriyle olur. Ve bu da kanlı değil, görünmez bir çöküş yaratır.

Rejim değişikliği için; gençliğini kaybetmiş, ekonomisi çökmüş ve toplumsal birlik duygusunu yitirmişse bir ülke, bir kıvılcım yeterlidir ve dış akıl bu kıvılcımı Kürt dağlarına, Güney Azerbaycan ovalarına, Beluç vadilerine bırakmak için pusudadır.

Sırtlanın Gölgesi Düşerse…

“Bazı haritalar kanla çizilir, bazı milletler suskunlukla silinir.”

İsrail’in “Yükselen Aslan” dediği şey, gerçekte bir sırtlanın gölgesiyle kuşatılmış Ortadoğu’nun çığlığıdır. Bugün İran’a düşen bu gölge, yarın başka bir başkentin üstüne düşebilir.

“Mazlumun dili sustuğunda, zalimin haritası çizilir.”

Bu yüzden bu operasyona sadece askeri bir hamle gözüyle bakmak tarihe ihanettir. Bu bir sondajdır.

İç karışıklık çıkar mı? Etnik gruplar ayaklanır mı? Merkez zayıflatılabilir mi?Sorulan sorular bunlardır. Ama unutulmasın:

“Bir milletin sınırını çizen coğrafya değil, birlikte yaşama iradesidir ve sırtlanların harita çizdiği bir dünyada, susan her kalem ihanete ortaktır.”

Son Sözümüz!

“Aslan olmasan da fark etmez… Yeter ki sırtlanlara yem olacak kadar sessiz ve zayıf olma.”

Gürkan KARAÇAM

#israil #abd #iran #aslan #sırtlan

Yorumlar

Yorum bırakın