Türkiye bir harita değiştiriyor. Ama bu kez sınırları silahla değil, diplomasiyle, kültürle, teknolojiyle, savunmayla yeniden çiziyor. Yani kalem elimizde. Ama soru şu: Bu kalemle strateji mi yazıyoruz, yoksa günü kurtaran notlar mı karalıyoruz?
“Strateji; coğrafyaya şekil vermek değil, zamanı anlamaktır.”
@stratejivefikirler
Orta Asya: Gönül Köprüsü Kurmak Yetmez, Altyapı İnşa Etmek Gerek
Orta Asya ile bağlarımızı güçlendirmek doğru bir adımdır. Ancak burada sadece kültürel bir yakınlıkla yetinmek bizi yüzeyde tutar. Türkiye’nin bu coğrafyada daha derin bir etki bırakabilmesi için Türk Devletleri Teşkilatı’nı ekonomik entegrasyon, enerji iş birlikleri ve savunma teknolojileriyle desteklemesi şarttır.
“Aynı dili konuşmak yetmez, aynı hedefe yürümek gerekir.”
@stratejivefikirler
Mesela, Azerbaycan-Türkiye savunma iş birliği modelini Kazakistan ve Özbekistan gibi ülkelere yaymak, sadece bir güvenlik çemberi değil; aynı zamanda bir vizyon ortaklığı yaratacaktır.
Afrika: Üs Kurmak Yeterli Değil, Umut Kurmak Gerek
Türkiye Afrika’da askeri üsler açıyor, savunma sanayi ihracatı yapıyor, eğitim programları düzenliyor. Harika. Ama Afrika’nın hafızasında sömürgeciliğin acı izleri var. Eğer bu adımlar yerel halkın refahına doğrudan dokunmazsa, ‘yeni güç’ algısı yerine ‘yeni gelen’ oluruz.
“Bir haritaya bayrak dikmek kolaydır; önemli olan o bayrağın gönüllerde dalgalanmasıdır.”
@stratejivefikirler
Türkiye, Afrika’daki varlığını tarım, sağlık, teknoloji transferi ve iklim politikaları ile de desteklemeli. Çünkü çağımızın büyük diplomasi kulvarı, yumuşak güçtür.
Kafkasya: Zaferle Yetinilmez, Zemin İnşa Edilir
Karabağ zaferi sadece bir askeri başarı değil, diplomatik bir fırsattır. Fakat bu fırsatın istikrara dönüşmesi için Ermenistan’la kontrollü ve şartlı bir normalleşme zemini kurulmalı. Çünkü diplomasi, zaferin gölgesinde değil, barışın inşasında anlam kazanır.
“Zafer haritaya iz bırakır, barış kalplere kök salar.”
@stratejivefikirler
Türkiye, Güney Kafkasya’da enerji koridorlarını çeşitlendirerek, sadece bir aktör değil, bir mihver olmalıdır.
Doğu Akdeniz: Sert Güç Var, Yumuşak Güç Nerede?
Türkiye, Doğu Akdeniz’de güçlü bir deniz gücüyle pozisyon alıyor. Mavi Vatan konsepti, milli bir savunma vizyonunun dışa yansıması. Ancak denizlere açılan yalnız gemiler değil; fikirler, yatırım fonları, kültür projeleri ve diplomatik ağlar da olmalı.
“Denizi donanma ile alırsın, ama denizde kalıcı olmak için limanlara dostluk kurmalısın.”
@stratejivefikirler
Burada Avrupa ülkeleriyle gerilimi yönetirken, aynı zamanda yeni enerji diplomasileriyle iş birliklerini çoğaltmak kaçınılmazdır.
Balkanlar: Sessiz Diplomasi, Gürültülü Etki
Balkanlar’da TİKA projeleri, eğitim kurumları ve dini/kültürel restorasyonlarla ilerliyoruz. Fakat Sırbistan, Yunanistan ve Batılı yapılarla daha entegre bir oyun kurulmadıkça bu ilerleyiş tehdit altındadır. Türkiye, Balkanlar’daki yumuşak gücünü Balkan Gençlik Forumu, ortak medya projeleri ve bölgesel güvenlik çalışmalarıyla derinleştirmelidir.
“Tarihle bağ kurmak, geleceğe zemin atmaktır.”
@stratejivefikirler
Sonuç: Harita Değişiyorsa, Zihin de Değişmeli
Türkiye, bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir akıl olmaya doğru gidiyor. Ancak bu akıl, sadece reflekslerle değil, planlarla büyür. Her açılım, bir vizyonla desteklenmeli. Her risk, stratejik bir akılla hesaplanmalı. Her başarı, sürdürülebilir bir modele dönüşmeli.
“Dış politika, duygularla değil; duyguların ötesini görebilen akılla yazılır.”
@stratejivefikirler
Türkiye haritayı değiştiriyor. Ama bu kez haritanın çizildiği masa kalıcı olmak istiyorsa, kalemin ucunda sadece mürekkep değil; hafıza, öngörü, sabır ve cesaret olmalı.
“Kendi haritasını çizemeyen, başkalarının taslağında silgi olur.”
@stratejivefikirler
Gürkan KARAÇAM
#kafkasya #akdeniz #balkanlar #afrika #sırbistan #yunanistan #ortaasya

Yorum bırakın