“Gerçeği söylemenin yasak olduğu yerde, hikâye anlatılır.”
Zarduk gezegeni, uzun zamandır içten içe yanıyordu. Dışı parlayan, içi çürüyen bir medeniyetin enkazında ayakta kalmaya çalışan halk, her defasında yeni umutlarla birilerinin peşine takılıyor, sonra yine yalnız kalıyordu. Bu karanlık evrende, uzaklardan bir yerden, bilinmeyen bir başka galaksiden gelen iki figür vardı: Faduk ve Kaluk. Onlar, Harduk ve Malduk gezegenlerinin önde gelen “bilgelik akademilerinde” yetişmiş, “barış ve strateji uzmanı” olarak tanıtılmış iki elçiydi. Halkın gözünde bir nevi kurtarıcı, sistemin gözünde ise kontrollü reformcuydular.
“Bazı kurtarıcılar vardır ki zincirin sadece rengini değiştirir.“
Faduk: Gölgeyi Bilen Ama Işıktan Korkan
Faduk sessizdi. Konuşmazdı. Konuşturmazdı da. Gözleri hep uzaklara dalar, kimse onun tam olarak ne düşündüğünü bilmezdi. Ama herkes ondan korkardı. Çünkü o, Zarduk’un “zihinsel gözetim” merkezinin başındaydı. Bilgi ondaydı. Ama bilgiyi halkla değil, sadece sistemle paylaşırdı. Harduk’ta aldığı eğitimde, duygularla değil verilerle yönetmek öğretilmişti. Merhameti değil, algoritmayı esas alırdı. Herkes onun zekâsına hayrandı ama kimse onun yüreğini göremezdi. Çünkü o yüreğini Harduk’ta bırakmıştı.
“Yüreği uzakta olanın, stratejisi yakında olsa da ruhu yoktur.”
Kaluk: Sözün Ustası, Sessizliğin Efendisi
Kaluk ise farklıydı. Kelimelerle dans eden, felsefeyle halkı büyüleyen bir figürdü. Zarduk’un kadim şiirlerine benzer cümlelerle konuşur, kitleleri etkilerdi. Ama her kelimesi zarif bir örtüydü. Gerçekten ne söylediğini anlamak için, satır arası değil, sayfa dışını okumak gerekirdi. Malduk’ta “gezegenler arası uzlaşı” üzerine eğitim almıştı. Onun için hiçbir değer mutlak değildi. Her şey göreceliydi. Hatta Zarduk’un özü bile…
“Söz güzel olunca, zehir de bal gibi gelir.”
Gölgelerin Görevi
Faduk ve Kaluk’un gelişiyle birlikte Zarduk değişti. Ama bu değişim görünürdeydi. Halk daha çok izlenmeye başlandı. Geleneksel muhafızlar pasifleştirildi. Savaşlar bilgiye, bilgi propagandaya, propaganda ise sessiz teslimiyete dönüştü. Ama halk bunu fark etmedi. Çünkü Faduk ve Kaluk, özgürlüğü “özgürlük simülasyonu” ile değiştirmişti.
“Kölelik, zincirle değil; ikna ile kurulur.”
Harduk’un ve Malduk’un Felsefesi: Düşünceyi Biçimle, Yönü Belirsizleştir
Malduk ve Harduk, gezegenlerarası projeler üretirlerdi. “Barış elçileri”, “strateji uzmanları”, “kültür taşıyıcıları” adı altında birçok kişiyi farklı uygarlıklara yollar, bu figürler aracılığıyla zihinleri biçimlendirirdi. Faduk ve Kaluk da bu projelerin parçasıydı. Onlar “Zarduk’u bilen” değil, “zihni biçen” adamlardı ve Zarduk’ta halk hâlâ özgür olduğunu sanıyordu. Oysa özgürlük artık sadece bir hologramdı. Sistem değişmiyor, sadece görünür olan maskeler yenileniyordu.
“Yüz değişince, oyun değişmez. Değişen sadece dekordur.”
Zarduk Ne Yapmalı?
Faduk’un bilgisine değil, Zarduk’un özüne dönmeli. Kaluk’un kelimelerine değil, halkın sezgisine kulak vermeli. Harduk’un ve Malduk’un akademilerine değil, Zarduk’un bozkırlarına güvenmeli. Gerçeği, süslü stratejilerle değil; sade ama dürüst seslerle aramalı.
“Zihin özgür değilse, zafer sadece bir sahne gösterisidir.”
Gürkan KARAÇAM

Yorum bırakın