Sessiz Satranççı Bölüm 2: Aklın Aynasındaki Çatlak

“Devlet bir binaysa, onu yıkanlar dışarıda değil; içeride susanlardır.”

@stratejivefikirler

Zeka, bazen insanın en ağır yüküdür. Hele çevrende herkesin oyuna katıldığı ama kimsenin kuralları bilmediği bir ülkede doğduysan…

O, zekasını saklamayı erken yaşta öğrendi.

Sustukça büyüdü.

Unuttukça hatırladı.

Ve bir gün fark etti…

Gerçek savaş, dışarıyla değil, içerideki dağınık benlikle başlıyordu…

Bir Şehir, Bir Gölgeler Tiyatrosu

Kocaeli… Fabrika dumanlarıyla kirlenmiş bir gökyüzünün altında dönen, sahte gülüşlü insanların şehri… Burada her şey “normale” benziyordu. Oysa hiçbir şey normal değildi. Atamalar, ihaleler, vakıflar, encümen üyelikleri… Hepsi tek bir kuralın etrafında dönüyordu: Sadakat liyakatin yerini almıştı.

“Aptallar, aptallığı ödüllendirdikçe; akıllılar yeraltına iner.”

@stratejivefikirler

Bilinmeyen Birinci Hamle

Sessiz Satranççı çoktan başlamıştı. Ama bu, bir belgeyle ya da bir sızdırmayla yapılan hamle değildi. İlk hamlesi, bir adamı intihardan vazgeçirmekti.Torpilsiz olduğu için görevden alınan bir iç denetçi, yalnızlıkla sınanıyordu. Sessiz Satranççı, kimliğini gizleyerek onunla bir e-posta zinciri kurdu. Sadece şunu yazdı:“Eğer sen susarsan, onları güçlendirmiş olursun. Ama eğer bana doğruları anlatırsan, satranç başlar.” Bir hafta sonra, o adam Ankara’ya yerleştirildi. Başka bir kimlik, başka bir görev. Ama artık onun gölgesiydi.

“Bazen en büyük mücadele, bir insanın vazgeçme kararını geri almaktır.”

@stratejivefikirler

Gerçek Düşmanla İlk Temas

Her hamleyle sistemin içindeki çürümüşlüğe bir ayna tutuluyordu. Ama bu ayna, her şeyden önce ona kendisini gösterdi. Bir gece…Arşiv odasında yalnızken, bilgisayar ekranında donup kalan bir görüntüyle karşılaştı: Kendi not defteri. Aylarca tuttuğu bilgilerin içinde, eski arkadaşlarının isimleri vardı.Ve neredeyse hepsi artık ya işsizdi…Ya da sessizce “kaybolmuştu”. O an fark etti. Onları kaybetmemişti. Onlardan korkmuştu. Çünkü bir şey onu içten içe kemiriyordu:“Ya ben de o sistemin bir parçasıysam?

“Kendini sistemin dışında sananlar, bazen en tehlikeli parçasıdır.”

@stratejivefikirler

Ayna ve Çatlak

Banyodaki buharlı aynaya bakarken kendi gözleriyle çarpıştı. Sakladığı çocukluk, gömdüğü öfke, sustuğu çığlıklar…Ve kendi kendine sordu:“Ben bir kurtarıcı mıyım… yoksa sadece daha zeki bir otoriter mi?”

“Kendi içinde hesaplaşmayan, devlet içinde temizlik yapamaz.”

@stratejivefikirler

Bölüm Sonu

İkinci hamle bittiğinde bir sistem değişmedi…Ama bir adam, kendine ilk kez dürüst bakabildi. Şimdi sıradaki hamle için tahtaya geri dönüyordu. Ama bu kez taşlar değil,vicdanı konuşacaktı.

Bölüm 3: “Karanlıkta Görünmeyen Taşlar” çok yakında…

Bu sefer rakip bir kurum değil. Bir çete değil. Bu kez, geçmişi. Ve o geçmiş, sadece bilgiyle değil; kanla da yazılmış…

Gürkan KARAÇAM

Yorumlar

Yorum bırakın