Filipinler – Bağımsızlık Törenine Çağrılan Misafir, ABD’ydi…

“Bağımsızlık bildirisi okundu, ama mikrofon ABD’ye aitti.”

@stratejivefikirler

Bağımsızlık mı, Bağlılık mı?

Filipinler haritada bağımsız, ama karar mekanizmalarında bağımlı bir ülke. Bugün ABD ile stratejik ortaklık yürüten, onun çıkarlarına hizmet eden bu ada ülkesi, aslında modern sömürgeciliğin ders kitabı gibi: Silahla değil, sistemle işgal edilmenin örneği… Bu tablo bir anda oluşmadı. Süreç, İspanya’nın 1898’de Filipinler’i ABD’ye “satmasıyla” başladı. Filipinler, bir halk ayaklanmasıyla değil, bir anlaşma masasında, parasal bedelle el değiştirdi. 1946’da kâğıt üzerinde bağımsızlığını kazandı; ama gerçekte Washington gölgesinde yaşamaya başladı.

1. İşgalin Modern Versiyonu: Asker Gitti Sanıldı, Harita Kaldı

ABD, Filipinler’i Pasifik’te Çin ve Rusya’ya karşı “uç karakol” olarak gördü. Clark Hava Üssü (dünyanın en büyüklerinden biri) ve Subic Bay Donanma Üssü, Soğuk Savaş boyunca ABD’nin bölgedeki yumruğuydu. 1991’de üsler kapatıldı denildi, ama bu sadece bir “kozmetik çekilme”ydi. 2014’te imzalanan EDCA anlaşmasıyla ABD, Filipinler’de 9 üs bölgesine tekrar erişim sağladı. Bu üslerin çoğu Çin’e 400 km’den daha yakın. Bugün o üslerde F-22’ler, MQ-9 Reaper insansız hava araçları ve Patriot hava savunma sistemleri konuşlanabiliyor.

“Üsleri kapatmak yetmez; izni veren zihin kapatılmadıkça işgal bitmez.”

@stratejivefikirler

2. Duterte ve Washington’un Bozulan Dengesi

Filipinler, 2016’da farklı bir lider profiliyle tanıştı: Rodrigo Duterte. Uyuşturucuya karşı şiddetli savaş açtı, Çin’le yakınlaştı, ABD’ye karşı rest çekti. Dedi ki:“Amerika’ya güvenmiyorum. Onlar sadece kendi çıkarlarını düşünür.” “CIA beni öldürmek istiyorsa buyursun gelsin.” Hemen ardından Batı medyasında Filipinler karalanmaya başlandı. Duterte’ye “diktatör”, “katil”, “zorba” gibi sıfatlar takıldı. Uluslararası kurumlar tarafından cezalandırıldı, AB fonları askıya alındı. 2022’de Duterte görevi bıraktı. Yerine gelen Ferdinand Marcos Jr., ABD ile ilişkileri yeniden rayına soktu. Eski üsler modernize edildi.Yani sistem, sapmayı hemen düzeltti.

“Eğer bir lider ABD’ye kafa tutuyorsa, ya karalanır ya da devrilir.”

@stratejivefikirler

3. Kültür ve Zihin: Amerikan Rüyası, Filipin Gerçeği

Filipin gençleri Amerikan futbolunu kendi ulusal sporlarından daha çok izliyor. Hollywood filmleri, Amerikan müzikleri ve İngilizce dil eğitimi, zihinleri biçimlendiriyor. Filipin sokaklarında McDonald’s, KFC, Starbucks adım başı karşınıza çıkar.Tişörtlerde “California Dream”, reklamlarda “American Lifestyle” sloganları yer alır. Filipin televizyonlarında Amerikan yaşam tarzı “özgürlük” olarak pazarlanır. Amerika’da çalışmak, yaşamak, okumak bir rüya değil — adeta bir “hedef“.

“Kültür bir milletin yazılımıdır; sistem bir kez çökünce formatı kim atarsa o hükmeder.”

@stratejivefikirler

4. Ekonomi: Görünmez Zincirler, Görkemli Yardımlar

ABD, Filipinler’in en büyük dış yatırımcısıdır. Özellikle BPO (Business Process Outsourcing) sektöründe, Filipinler Amerika için adeta bir “call-center kolonisi”dir. 1.5 milyondan fazla Filipinli, ABD firmaları adına düşük maaşlarla gece gündüz çalışır. ABD ayrıca her yıl Filipin ordusuna yüz milyonlarca dolarlık “askeri yardım” sağlar. Ama bu yardım, Amerikan silah şirketlerinden alışveriş şartıyla verilir.

“Sana balık tutmayı öğretmezler; sana kendi oltalarını tuttururlar.”

@stratejivefikirler

5. Eğitim: Harvard’dan Dönen Zihinler, Koloni Yöneticileri Olur

Filipinler’in eğitim sistemi, ABD modeli üzerine inşa edilmiştir.Tarih kitaplarında ABD’nin sömürgecilik dönemi “medeniyet getirme dönemi” olarak anlatılır.Tagalog dili ikinci plana itilmiş, İngilizce birincil eğitim dili hâline gelmiştir.Her yıl yüzlerce Filipinli öğrenci, burslarla ABD üniversitelerine gider. Orada Batı ideolojisiyle yoğrulur, ülkeye döndüğünde devletin kritik noktalarına yerleştirilir.

“Bir millete silahla değil, müfredatla hükmedersen; fetih sonsuza dek sürer.”

@stratejivefikirler

6. Medya ve STK Ağı: Düşünceler Giydirilir, Devrimler Kurgulanır

ABD’nin USAID, NED gibi vakıfları, Filipinler’de yüzlerce STK’yı fonluyor. Bu STK’lar, “demokrasi” ve “insan hakları” adı altında ABD çizgisinden sapan iktidarları hedef alıyor. Medya kuruluşları ise manipülasyon için hazır bekliyor. CNN Philippines, ABS-CBN gibi ağlar, ABD politikalarına ters düşen adımları “kriz” olarak sunuyor.

“Darbe yapmana gerek yoktur; sadece halkı yönlendirecek mikrofonu elinde tut yeter.”

@stratejivefikirler

Sonuç: Filipinler Özgür mü, Yönetilen mi?

Kendi bayrağını taşıyan ama başkasının talimatıyla hareket eden bir ülke düşün…Kendi liderini seçen ama başka başkentten emir alan bir yapı… Filipinler, bağımsız görünse de; zihinsel, kültürel, ekonomik ve stratejik olarak Washington’a bağımlı bir yapı içinde varlığını sürdürüyor.

“Bir milleti işgal etmek için asker gerekmez; aklı, kültürü ve ekonomisi ipotekliyse, o ülke zaten senindir.”

@stratejivefikirler

Gürkan KARAÇAM

Yorumlar

Yorum bırakın