“lider’in” ÇÖKÜŞÜ, BİR MİLLETİN ÇÖZÜLÜŞÜ

Bir lider düşerken sadece kendi tahtını kaybetmez; eğer arkasında sağlam bir devlet aklı yoksa, millet de onunla birlikte savrulur. Saddam Hüseyin’in hikâyesi yalnızca bir diktatörün çöküşü değil, Irak isimli bir medeniyet kırığının emperyal çizmeler altında ezilişidir.

Derin Devşirme: Batı’nın Ortadoğu’ya Sızma Sanatı

Saddam Hüseyin 1979’da Irak Devlet Başkanı olduğunda “sandık” ki artık kaderin yazarı oydu. Oysa “kaderin” kalemi CIA ve MI6’nın elindeydi. Saddam, Baas rejiminin yükselişinde Batı istihbaratından destek aldı. Özellikle 1968 darbesi sırasında İngiliz istihbaratı MI6 ve Amerikan CIA, Baas kadrolarını “komünist etkiyi temizleme” gerekçesiyle dolaylı olarak destekledi.

“Bir milletin kaderi yazılırken, kalemi tutan el, eli kendi eli sanmasın.”

@stratejivefikirler

Irak İstihbaratı (Jihaz al-Mukhabarat al-Amma): Sızmanın Anatomisi

Irak’ın “efsanevi” istihbarat servisi Jihaz al-Mukhabarat al-Amma, başlangıçta Baas rejimini korumak için kuruldu. Saddam’ın kardeşi Barzan İbrahim el-Tikriti’nin başkanlığında sert, acımasız ama kontrolcü bir yapıydı. Ancak 1980’lerden itibaren özellikle İngiliz MI6 bu yapıya sızmaya başladı(ele geçirdi mi deseydik ).

MI6’nın İçeriden Yükselişi:

• 1988 Halepçe Katliamı sonrası Batı’nın Irak’a uyguladığı ambargolar, Mukhabarat içinde “Batı ile yeniden ilişki kurma” yanlısı subayları arttırdı.

• MI6, özellikle Ürdün ve Dubai üzerinden Iraklı subaylara ulaşarak “çocuklarının yurtdışında okuması, hesapların dondurulmaması, şirket ortaklıkları” gibi vaatlerle generalleri devşirdi.

• 1995 yılında Saddam’ın damadı Hüseyin Kemal, Ürdün’e kaçtı. O sırada CIA değil, ilk sorgulamayı yapan MI6 idi. Mukhabarat’ın derin dosyaları Batı’ya taşındı.

• General Wafiq al-Samarrai, 1994’te Almanya’ya iltica etti. MI6’ya Irak’ın askeri planlarını, istihbarat teşkilatının yapısını ve ajan listelerini verdi.

“Bir istihbaratın zırhı içten delinirse, dışarıdan tank gerekmez.”

@stratejivefikirler

İngilizler Neden Gölge Oyuncuydu ama Manşetlerde Yoktu?

İngiltere’nin Irak’taki faaliyetleri CIA kadar konuşulmaz. Çünkü MI6’nın geleneği “etki yarat ama görünme” ilkesidir. Küresel medya kontrolünde güçlü olan İngilizler (özellikle BBC World, Reuters, The Economist) istihbarat faaliyetlerini asla ön sayfalara taşımaz. Bu da onları suçlanmaktan uzak tutar. Oysa Irak işgal dosyasındaki “kitle imha silahları var” raporlarının çoğu Downing Street Memo adıyla bilinen İngiliz hükümet kaynaklı sahte belgelerden üretilmişti.

“İngiliz istihbaratı, görünmeden yürür; medyası ise gerçeği görünmez kılar.”

@stratejivefikirler

Devşirme Generaller: Rütbe Dışardan, Yemin İçerden Bozulur

Irak ordusu, Saddam’ın son 10 yılında dışarıdan çürütüldü. Generallerin çoğu ya ekonomik olarak devşirildi ya da aileleri üzerinden esir alındı.

• General Nizar al-Khazraji, Danimarka’ya kaçtı. Saddam’ın Kuveyt işgali planlarını önceden Batı’ya sızdırdığı iddia edildi.

• General Raad al-Hamdani, işgal öncesi Bağdat savunmasını sabote eden planın mimarıydı. 2003 sonrası Amerikan korumasında yaşadı.

• Saddam’ın elit Muhafız birlikleri, 2003 işgalinde “gizli çekilme emri” bahanesiyle savaşmadan mevzileri terk etti. Bu, devşirme subayların koordineli sabotajıydı.

“Bir generalin sadakati maaş bordrosundan okunuyorsa, vatan çoktan satılmıştır.”

@stratejivefikirler

Saddam Neden Tercih Edilmez Oldu?

Saddam’ın Batı ile ipleri kopardığı an: Petrolü dolarla değil Euro ile satma hamlesiydi ve bu, küresel dolar sistemine vurulmuş açık bir darbeydi ve bundan sonraki sebepleri yazacağım ama aksesuardan ibaret olacak. . Aynı dönemde İsrail karşıtı sert çıkışları, Filistin’e doğrudan destek vermesi ve Arap liderlerle birleşik cephe arayışları, onun Batı için “kontrolden çıkan aktör” haline gelmesine neden oldu.Saddam 1991 sonrası “ulusal bağımsızlık” söylemiyle içeride alkış toplasa da dışarıda hedef tahtasına oturdu. 2003’te yalan istihbaratla işgal edildi. Yakalanması da tesadüf değildi; yıllardır devşirilen Iraklı subaylar, saklandığı Tikrit yakınındaki deliği Batı’ya işaret etmişti.

“Bir lider düşerken ihaneti dışarıda değil, içeri bakarak arasın.”

@stratejivefikirler

Irak’ın Küllerinde Yükselenler: Medya, İstihbarat ve Kuklalar

Bugün Irak’ta istihbarat ağları üçe bölünmüş durumda: İran destekli milislerin kurduğu yapılar, CIA destekli merkezi yapı ve İsrail ile çalışan saha ajanları. Irak medyası ise neredeyse tamamen dış bağlantılı haber ajansları üzerinden çalışıyor. Aklınızda olsun kendi haber ajansını kuramayan millet, kendi geleceğini de yazamaz.

“Medya kalemse, istihbarat mürekkep; millet ise çoğu zaman sadece beyaz kâğıttır.”

@stratejivefikirler

SONUÇ: Irak’ın Hikâyesi, Sıra Bekleyen Milletlere Uyarıdır

Irak artık sadece petrol haritası değil, istihbaratın haritayı nasıl çizebileceğinin de örneğidir. Saddam’ın düşüşü, sadece bir adamın çöküşü değil; bir milletin zihin direncinin yok oluşudur. Onlar göz göre göre geldiler; çünkü içeride gözcüleri, kalemleri, generalleri ve televizyonları hazırdı. Şimdi; İran mı ,Suudi Arabistan mı ya da… Hepsi sıraya konulmuş hedef tahtalarıdır. Hangisi içeriden çürürse, sıra ondadır.

“İstihbarat savaşları silahsız başlar; ama zihinleri fethedince topraklar kendiliğinden düşer.”

@stratejivefikirler

Gürkan KARAÇAM

Yorumlar

Yorum bırakın