SİYONİZM: KENDİNİ TANRI SANANLARIN KAÇINILMAZ SONU

Tarih, gücün nasıl elde edildiğinin ve nasıl kaybedildiğinin hikâyesidir. Bugün İsrail, kendisini yenilmez bir kale, Siyonizm’i ise dünyanın kaderini tayin eden bir ideoloji olarak görüyor. Oysa bu, ne ilk yanılsama ne de son olacak. Eski imparatorluklar, küresel güç ağları, çıkar ortaklıkları… Hepsi kendisini ebedi sandı. Ama bugün sadece tarih kitaplarının tozlu sayfalarında birer ibret hikâyesi olarak yaşıyorlar. Siyonizm de aynı kaçınılmaz sona mahkûm.

“Güçlü olduğunu sananların en büyük yanılgısı, sonsuza dek güçlü kalacaklarını düşünmeleridir.”

@stratejivefikirler

Siyonizm: Devletsiz Bir Devletin Gölgesi

Siyonizm, bir ideolojiden çok bir yanılsamadır. Küresel sermayeye hükmetmeleri, medya tekellerine sahip olmaları, uluslararası örgütlerde nüfuz sahibi olmaları onların gerçekten güçlü olduğu anlamına gelmez. Bu sadece, uygun koşullar altında kendilerine alan açmalarına izin verildiği anlamına gelir. İsrail’in varlığı, yalnızca kendi gücüne değil, Batı’nın desteğine bağlıdır. Batı, İsrail’i sevdiği için değil, onun Orta Doğu’daki askeri ve istihbari önemini kullanışlı bulduğu için destekliyor. Ama tarih göstermiştir ki Batı, kullandığı müttefikleri zamanı gelince harcamakta tereddüt etmez. Roma’nın Kartaca’ya, ABD’nin Saddam’a yaptığı şeyin aynısı bir gün İsrail’e de yapılacaktır. Çünkü çıkar ittifakları kalıcı değildir. Ve Siyonistler, “dokunulmaz” olduklarını sandıkları için en büyük hatayı yapıyorlar: Kendi propagandalarına inanıyorlar.

“Bir yalanı bin kez tekrarlarsan, önce halk inanır. Sonra sen inanırsın. Son olarak da gerçek seni yıkar.”

@stratejivefikirler

İsrail’i Kim Koruyor?

İsrail’in bugüne kadar hayatta kalmasını sağlayan şey, askeri gücü değil, Batı’nın politik ve finansal desteğidir. ABD’nin yılda milyarlarca dolar aktarması, Avrupa’nın İsrail’i her suçtan aklaması, medya ağlarının tek ses halinde İsrail propagandası yapması… Bunlar, İsrail’in kendi başına ayakta kalamayacağını gösteren en büyük işaretlerdir. Eğer gerçekten güçlü bir devlet olsaydı, her fırsatta ABD’nin desteğine ihtiyaç duymazdı. Bu, bağımsız bir gücün değil, küresel sistemin aparatlarından birinin refleksidir. İsrail’in koruyucularının tek motivasyonu, çıkarlarının örtüşmesidir. Ama çıkarlar değiştiğinde ne olacak? ABD, Çin tehdidiyle karşı karşıya kaldığında, Avrupa ekonomik krizlerle boğuştuğunda, dünya enerji kaynaklarını farklı şekilde dengelemeye çalıştığında… İşte o zaman İsrail, yalnız bırakılmış bir piyon gibi sahipsiz kalacaktır.

“Birinin seni sevmesi için değil, kullanması için güçlüysen, seni ilk boğacak olan da yine odur.”

@stratejivefikirler

Siyonizmle Nasıl Mücadele Edilir?

Siyonizm, en çok ciddiye alındığında güçlü görünür. Bu yüzden, onlarla mücadelenin en etkili yolu, onları gülünç hale getirmektir. Bir ideoloji, insanlar ona inandığı sürece etkilidir. Ama mizah, onun büyüsünü bozar. Hollywood’un Siyonist anlatısını tersine çevirmek, onların “kurban” değil, “manipülatör” olduğunu göstermek, propagandalarını komik hale getirmek... İşte bu, onların en büyük korkusudur. Siyonizm güçlü bir düşman gibi görünmek ister. Ama onu “aptal bir zorba” olarak göstermek, asıl gücünü elinden alır.

“En büyük korku, alay edilmekten duyulan korkudur. Çünkü ciddiyet bittiğinde, güç de biter.”

@stratejivefikirler

Türkiye: Siyonizmin Korkulu Rüyası

Bugün dünyada Siyonizme karşı gerçek bir denge unsuru olabilecek tek ülke Türkiye’dir. Çünkü Türkiye, sadece askeri gücüyle değil, tarihsel hafızası ve stratejik zekâsıyla da bu mücadeleyi verebilecek kapasiteye sahiptir. Osmanlı, yüzlerce yıl Yahudilere güvenli bir liman olmuş ama Siyonizme asla geçit vermemiştir. Türkiye, bugün de aynı dengeyi sağlayabilecek tek ülkedir. Küresel oyunları bozabilecek, İsrail’in kırılgan noktalarını teşhir edebilecek ve en önemlisi, Siyonizmin yumuşak karnı olan “ahlaki meşruiyet” iddiasını paramparça edebilecek güce sahiptir. Türkiye, Siyonist projeye karşı yalnızca savaş meydanlarında değil, zihinlerde de mücadele vermelidir. Medya, akademi, uluslararası ilişkiler ve diplomasi alanında atılacak doğru adımlarla, İsrail’in sahte dokunulmazlık zırhı delinmelidir.

“Güç, yalnızca silahla değil; doğru hamleyle kazanılır.”

@stratejivefikirler

Kral Çıplak ve Bunu İlk Kim Söyleyecek?

İsrail’in bugünkü “dokunulmazlığı” bir illüzyondur. Siyonizm, tıpkı geçmişteki imparatorlukların kibri gibi bir gün kaçınılmaz sona ulaşacaktır. Çünkü tarih, zulüm üzerine inşa edilen hiçbir yapıyı ayakta tutmamıştır. Bugün İsrail, kendini yenilmez sanıyor olabilir. Ama tarihte hiçbir zorba sonsuza kadar güçlü kalmamıştır. Ve belki de en önemlisi: Hiç kimse, kendisini tanrı sananları uzun süre ciddiye almamıştır.

“Kendi sonunu göremeyenler, başkalarına son biçer.”

@stratejivefikirler

Gürkan KARAÇAM

Yorumlar

Yorum bırakın